Cumartesi, Mayıs 12, 2007

http://www.turkrockfestivali.com/

http://www.turkrockfestivali.com/

Bugün bu haberi google reklamları sayesinde aldım... Benim oldukça duymaktan hoşlandığım bir haber olduğundan reklamların ne kadar işe yarar olduğunu, haber almak için ne kadar önemli olduğunu görmeme fayda sağladı :).

Ayrıca hem bir haber sitesine tıklayarak bu kuruma para kazandırdım, hem de bu festivale bir reklam gideri olusturdum.. bu açığı bir haber ile buradan kapatmaya çalışacağım... sanırım ilgili arkadaşlar okuyup bilgilenirler... :)

Aslında bisikletin arkasına kamp malzemelerini atıp şile'de 3 gün konserle birlikte konaklayıp, turlayıp, eglenip 3 gün sonunda farklı bir rota ile geri dönüş gerçekleştirilebilir... Güzel bir konaklama amacı ile iyi bir bisiklet turu olur... Değil mi? :)

Tunç

Cumartesi, Mayıs 05, 2007

2. Nature Valley Büyükada MTB Kupası

*Turgut'un ricası ile Büyükada Yarışını Ametist'e raporlamaya çalışacagım... olursa yayınlar olmazsa burada olduğuya kalır :).

Okulumuzun yeri nedeniyle en azından yarı zamanlı bile olsa bir İstanbullu'sun. Düzenli haftalık etkinliklerinde ne yaparsın? Boş zamanlarında arkadaşlarınla toplaşıp istiklal'e gitmek, bazen boğaz kenarına inip çay-kahve içmek, havalar sıcaksa bir gazoz veya dondurma ile serinlemek falan fıstık... Arkadaşlarınla toplaşıp gezmeler, tiyatro, sinema veya sohbetler senin için geçerli eğlence biçimleri... Peki daha başka türlü etkinliklerle günlük yaşantını süsleyemez misin? Hafta sonları doğa yürüyüşleri, şehir gezileri belkide bisiklete binmek... İşte sana burada bisiklete binen ve bunun sonucu olarak [her ne kadar nedeni bu olmasada] bu etkinliğin daha ileri türevlerine ilgi duyanların hikayesinden bir parça anlatmaya çalışacağım.

Büyükada'da 29 Nisan Pazar günü bir yarış vardı; 2. Natura Valley MTB Kupası. Bu yarış önceleri hafta sonları sahil gezileri yapan daha sonra çevre edinip arazi sürüşleriyle bunu daha ileriye taşıyanlar için çok heyecanlı bir etkinlikti, kimileri için izlemeye kimileri için yarışa katılamaya... İlk defa özel bir kurumun sponsorluğunda ülkemizde bir yarışın gerçekleşiyor olması atmosfere özel bir ek yaparken, uluslarası bir yarış olması nedeniyle yurt dışından gelen katılımcıları izleme, içeridiği birçok kategori ile katılımcıların sahip oldugu hem yarışmacı hem izleyici olma olanağıylada birçok bisiklet sever için keyif verici bir hafta sonu etkinliğiydi.

Bu yarışın nasıl bir içeriğe sahip olduğunu, nasıl bir sponsor bulduğunu ve neden bir sponsorun böyle bir işe para yatırdığını ve hatta neden yurt dışından bir sürü katılımcısı olduğunu kısa kısa ve yetersiz kalacak şekilde bir bilgi vermektense bu konuda bilgi bulabileceğiniz birkaç site adresi verip izninizle bu yükten kaçıyorum.
Dünya sıralamasında(UCI Ranking) yüksek derecelerde bununan yerli ve yabancı sporcuların amansız rekabetinin bulunduğu Elit Erkek ve Elit Bayan mücadeleleri yarışın en keyifli seyir bölümünü oluşturmaktaydı. Diğer önemli kategoriler olan 23 yaş altı ve gençler yarışlarını izlemekte oldukça keyif vericiydi. Bütün bunların yanında 30 yaş üstü, 40 yaş üstü ve 17 yaş altı kategorileri ve bu yazının okuyucu kitlesinin büyük çoğunluğunun yaşları itibariyle içerisinde bulunduğu amatör bisiklet severlerin yarış heyecanının tatmaları için düzenlemede yerini alan Elit B yarışları ile dopdolu bir gün geçirmeniyi sağlayacak birgün, o gün Büyükada'da yerini almıştı...

Toplam 7 değişik kategoride yapılan, 150'ye yakın lisanslı sporcunun katıldığı yarışların sonuçları ise ilginin neden büyük olduğu konusundaki gerekçeleri gözler önüne seriyordu. Elit Erkekler kategorisinde ilk 15 sırada yalnızca 6 Türk sporcusunun yer alması yarışmanın ne kadar başarılı sporcu barındırdığının göstergesiydi[Türk sporcuların bildigi bir parkur olması dolayısıyla daha avantajlı oldukları sanırım sizler içinde şüphe götürmezdir]. Ayrıca Türkiye için en önemli olmpiyat adayı olan Bilal Akgül'ün İrlandalı rakiplerinin arasında yalnız kalıp, onların taktikleri sonucunda yorulması ve birinciliği fazlasıyla hakederken üçüncülükle yetinmeside yarışın ne kadar çekişmeli geçtiğinin görülmesi için bir başka gösterge olarak göz önündeydi. Aralarında Türkiye, İrlanda ve İsrail şampiyonularınında bulundugu İrlanda, İsrail, Sırbistan, Romanya ve Slovakya'dan gelen birçok iddialı katılımcının teknik ve hızlı bölmülerdeki mücadelesini izlemek oldukça ilgiye değerdi...

Bunların yanına diğer kategorilerdeki mücadelelerin seyri de eklenince dopdolu bir gün katılımcı ve seyircileri memnun etmişti. Bu kadar yazı yazılmasına sebep olan organizasyonun sonuclarını da merak edenler için burada dile getirmemek ''sanırım ayıp olur :P'' diyip özet sonuçlara doğru yazıyı yönlendiriyorum. Daha fazla ayrıntı için yukarıdaki linkleri tekrardan tavsiye edeceğim :).

Pazar günü yapılan yarışlarda 7 kategoride mücadele olduğunu daha önceleri dile getirmiştim... Bu mücadelerden en çekişmeli olan Elit Erkekler yarışında İrlanda şampiyonu Robin Seymour ve Niall Davies ilk iki sırayı alırken daha öncede bahsi geçtiği gibi Türkiye'den Brisaspor adına yarışan Bilal Akgül üçüncü oldu. Elit Bayanlarda ise İsrailden İnbar Ronen'in ilk sırayı aldığı yarışta İrlandadan Tarja Owens ikinci ve yine Brisasporlu bir sporcumuz olan Senem Güler üçü
ncü sırayı aldı. Yarışmada gelecek vaad eden sporcuların mücadelesi olan yıldız erkeklerde Hamza Kansız, Kaan Uysal ve Bertan İlhan sıralaması gerçekleşirken, genç erkeklerde Eskişehirden Abdurrahman Dandal, KKTCden Hüseyin Ballı ve Tekirdağdan Metin Barışsever sıralaması gerçekleşmişti. Büyük Erkekler yarışında İstanbul'dan Bora Tirki, Turan Balcı ve Ali Ekber Kılıç tarafından takip edilerek yarışı birinci olarak sonlandırdı. Kırk yaş ve üstü sporcular için düzenlenen kategoride ise yine birincilik kürsüsü yabancı bir sporcu tarafından elde edilmişti. Sırbistandan gelen Aleksandr Mariç'in liderligindeki 40+ kategorisinde Brisaspordan Mehmet Bozdemir ikinci olurken KKTC'den Zihni Üney üçüncülüğü elde etmişti.

Pazar günü olan etkinliklerin özeti bu kadarla bitmeyecek tabii ki, biraz daha söyleyeceklerim var. Yıldız bayanlar kategorisinde birinci gelen Eda Konuk'ta gelecekte başarılı olacağının sinyalini vermekten geri durmazken Elit B adıyla anılan kategoride de oldukça yüksek katılım ve çekişmeli görüntüler izlenmekteydi. Üçüncülüğü İzmirli sporcu Nasuh Yılmazdağ'ın aldığı bu kategoride ikincilik Eyüp Yıldız'ın birincilik ise İstanbul'dan Duygun Yurteri'nin oluyordu. Bu kategorinin birincisinin okulumuzda Fen Edebiyat Fakültesi öğrencilerinden olduğunu hatırlatmakta büyük yarar görüyorum. Elbette Duygun'u bu başarısı için sizlerin huzurunuzda tebrik etmekte sanırım bu yazının sonunda yapılabilecek en güzel hareketlerden biri olur diye düşünüyorum.

Sağlıcakla kalın,
Tunç
beldemir@gmail.com

Cuma, Mayıs 04, 2007

Zırva ?

Son günlerde olanlar nelerdir, ne değildir; ben bile bilemiyorum, size neler anlatayım? Yine bir soruyla blogun karşına oturdum ve zırvalıyorum... Yok asında zırvalamaya oturmadım, ama giriş için birşeyler yazmadan da olmayacaktı, o şeyler de zırva gibi oldu...

Şimdi asıl konuma dönüyorum... Son günlerde neler oldu diye; birkaç kitap okudum, kimisini bitirdim kimisi yine yarım kalmış durumda... Artık aynı anda birkaç kitap okuyarak zihnime garip antrenmanlar yapmaya çalışıyorum. Nerede kalmıştım, ne demiştik vs. gibi sorularla kitaplarda geriye dönüp hafızama oyunlar oynuyorum...

Aslında hatırlaması gerekmeyen şeyleri fazlasıyla hatırlayan beynimin böyle birşeyin aksine ihtiyacı var ama sanırım yaşamımın şu son döneminde zihinsel acılardan keyif alır oldugumdan böyle yapıyorum...

Son günlerde okuduğum kitaplardan aklıma düşen ve tinggk! diye ses yapan [adımı soyadımı hatırlatmak boş kafalı oldugumu ima etmemde yeterince başarılı bir bağlantı olur sanırım :) ] birkaç cümleyi buraya ekleyip ne düşündürdüklerini kendime saklayarak bu yazıyı sonlandıracagım...
  • Özgürlük kelimesini duyarak ama ne olduğunu bilmeyerek yaşamaya sanki mecbur(mahkum demek daha dogru geliyor nedense bana... kim mahkum ettiyse... :D ) ediliyoruz.
  • Özgürce düşünen ve birbirine dürüstçe davranan insanlar neredesiniz?
  • ... düşündüğün gibi yaşa ...
  • ... dostluğu yakalayıp arkadaş olabilmek herşeyden önemliydi...
Son günlerde kafama takılanlar işte böyle ilginç bir alıntı dizilimi oluşuyordu da; hareketlerinde yalancılık, yapaylık sezdiğim insanlardan dolayı mı, korkaklık, samimiyetsizlik gördüklerimden mi böyle takıldım bu cümlelere yoksa insanlar hakkında düşüncelerim konusunda hatalarımı gösterdiği için mi tam olarak çözmüş değilim.

Bu arada alıntılar hakkında hangi kitaptan hangi sayfa vs. diye bilgi vermeyeceğim, hatta kimin olduğu hakkında bile en ufak bir ip ucu bulamayacaksınız... Yeterince okursanız elbet birgün bulursunuz...

Hoşçakalınız...
Tunç

Cuma, Nisan 20, 2007

Ne yazayım şimdi?

Uzun bir zaman olmuş buraya birşeyler yazmayalı, yaklaşık 1 aydır hiçbirşey yazmamışım... Bunun nedeni yazacak birşeyim olmaması da olabilir, yazmayı düşündüklerimi açığa vurup inandığımın düşünülmemesi de olabilir...



Az önce içimde bir boşluk hissettim, bir sızı bir acı... uzun zamandır özlediğim bir his olduğu için bunu bir şekilde yazmalıyım dedim. Evet, uzun zamandır birşeyler yazmalıyım, bunu açık edip rahatlamalıyım dememiştim ama az önce diyordum. Blog için şifre girip yazmaya başladığım anda bu his geçsede bu özlediğim tad çok iyi geldi :). İçimi üşüten parmaklarımı ısıtan bu hisse özellikle bu sıcak yaz havasında teşekkürlerimi sunuyorum.



Uzun zamandır, ne yapmam gerektiği, ne yapmak istediğim ve ne yapmam istendiği konusunda rahat bir karara varamadığım bir iç yapıya sahibim. Okul, iş, eğlence gibi konularda isteksizlik, şuursuzluk ile kaplanan zihnim sanırım yavaş yavaş açılıyor. Bence bundan sonra kendi istediklerimi yapacağım. Eskisi gibi hedeflerimi dikkatlice seçip onlar için çalışıp didineceğim...



Bu kısa ama benim için iç rahatlatan yazı az sonra bitecek, ilgi gösterip okuyanlara ve ileride bununla ilgili hatırayıp yazacaklarıma yogurtlu, limonlu yaprak sarma'nın unutulmaması gerektiğini hatırlatırım... Böyle birşey yenmemeli, insanın karnı felaket agrıyor; ya limon ya yoğurt olsun bundan sonra kardeşim :D.



Tunç
''beni yendiğin an kaybettin sen bu oyunu...'' bu şarkı kafamda çalıp duruyor...

Cumartesi, Mart 24, 2007

İçmek mi lazım?

Bilemedim nedir bu hallerim... İçimde bir bit var, kıpırrrr kıpırrr... biryeri kemiriyor, bitiriyor, oh doydu derken tam soluklanacakken başka yere geçiyor... Çözemedim çözemiyorum...

Çok ilginç bir zaman çok ilginç bir mekanda buluyorum hep kendimi... Başkalarını saf sanacak kadar akıllı ve aynı zamanda baskalarını akıllı sanacak kadar saf değilim... Ama yine de içimi burkmalarına izin veriyorum... İdeallerimden, bildiklerimden şaşmayacağım diyorum, ama sonra ''amaaan neyse'' deyip geçiyorum...

Yaptıklarını küçümsemediğim ama sözüne saygım olmayan bir hoca bu uykulu halimde bana bunları yazdırıyor... Oysa kafamda daha saatlerce yazacak bir sürü şey, hemde bambaşka şeyler var... Uzun zamandır alkollü birşeyler içmiyorum ve dolayısıyla içime attıklarımı dışarı vuracak hale gelemiyorum... Zaten en fazla dışarı vurduğum halim pek fazla kimsenin okumadıgını düşündüğüm bu sayfa olduğundan da pek fazla içimdekileri dışarı vurduğumu söyleyemiyorum...

Peki bunları neden yazdım? Uzun zamandır yazmıyorum da yazmak için içmem lazım gibi bir bahane uydurmak için mi? Yoksa bu anımla ilgili gelecekte kendime bir not bırakmak için mi? Yoksa içmeden yazabildiğime örnek olsun diye mi? Belki de beni içmeden bile bu kadar yazdıran şeyi unutmamak en kabul edilebilir cevap... Bunun kesin cevabını veremiyorum ama sürekli aklıma bir cikletten çıkan duvar yazısı geliyor... ''Hiçbirşey yapmayan biri, asla yanlış yapmaz!''

İlk bakışta herkese iyi sözmüş dedirtecek bu duvar yazısına ise benim daha acı bir sözüm var... Düşünüyorum da bu sözü kendime söylüyorum... Gerçekten acı verici... Hiçbirşey yapmayan biri asla yanlış yapmaz, buna katılıyorum; ama doğru birşey yaptığını da hiçbir zaman söyleyemez... Bence herkesin bunu kendi kendine sorması lazım... Hiçbirşey yapmayarak belki de en düyük yanlışı yapmıyor muyum? Yanlış yapmamak için bir sürü doğruları yapmadığımı görüyorum... İşte içimdeki bit bu... İçimdeki bit benim, başka bir deyişle ben bir bitim, hem de 186 boyunda 81.2kg* ağırlığında...
[*Daha geçen Eylül'de tartıda 95 görüyordum... Çok iyi bir beslenme alışkanlığı ile bu duruma geldim. Aferin bana! :)]

Baştan beri kaybolup geri gelen ''bit'' li canlandırmalar hep şu cümle için... Olayıda beraberinde anlatayım... Dün içimin sıkıntısından duramayıp akşam vakti soluk bile almadan ve hatta suluk bile almadan bisiklete bindim... İçimi sıkan olay malum, herhalde ömür boyu unutmam [Diplomamı aldığım gün için yazdıklarıma bak... :( ], bisiklete biniyordum ve bana şu cümleyi söyletti; '' AğğğğĞĞH! Bittim beee! Bütün enerjim tükendi bir anda...:(( ''. Ardından önce nefesim tükendi sonlar dizlerim çözüldü ve pedal çeviremez oldum... Bisikletten inmeden kendime geldim ama o anda mutlu olmanın ne kadar değerli olduğunu anladım. Çünkü zerresi yoktu etrafımda... [Bisiklete binerken böyleydim... Binmiyor olsaydım ne olurdu tepkim, halim korkuyla merak ediyorum... Belkide biraz abartıyorum ama... ]

Uzun süredir yazmamışlıktan dolayı aklıma bir sürü şey geliyor... alakalı-alakasız ama bir sürü şey... Umarım yarın uyandığımda bunlar bana saçma gelmez... Silmeye değiştirmeye kalkmam... Şu andaki hissiyatım ile üstte yazdıklarımın kabul edilemez olduğunu düşünmüyorum... Yine de sevgilerimi ve saygılarımı sunmaya çalışıyorum...

Tunç
galiba ''Zemheri'' ayında...

Pazartesi, Şubat 05, 2007

Ne Yapsam 2 [Allak, Bullak!]

Kısa zaman içinde bu soruyu unutamayacağım şekilde ikinci kez soruyorum kendi kendime... İçinde bulunduğunuz bir durumda yapmanız gerektiğini düşündüğünüz ve yapmak istedikleriniz uyuşmazsa ne yaparsınız? Ya doğru denileni yaparsınız ya da yapmayı istediğinizi yaparsınız. Değil mi, var mı bir başka seçenek?

  • -Doğru olan dediğimiz her zaman geçerli olacak doğru değil, bulunduğunuz zaman ve mekanda baskın-populer olan düşünce olabilir. Çevrenizde arkadaşlarınızda yaygın olarak gördüğünüz hatta görmek istediğiniz tavır olarak adlandırılabilir...
  • -Yanlış* olmasa da yapmayı isteyip tereddütte olduğunuz ise çok bencilce olabilir. Başkalarının içinde olduğu durumu göz önüne almadan aklına gelen, aklına gelmesini istediğin şeyleri söyleyip fayda peşinde koşabilirsiniz. [*zaten ortalığı karıştıran durum böyle adlandırılamaması; kim isteklerine yanlış diyebilir ki? Yanlış olsa niye istesin? :?]

Bunların arasında kararsız kalmak her an herkesin başına gelebilir. Peki böyle bir durumda ne yapmak gerekir? Sizi mutlu edecek olanı mı, yoksa geneli mutlu edecek olanı mı? Böyle bir durumda biraz da olsa bencil davranmanın yararı ya da zararı var mıdır? Bunlara emin olmak kolay mıdır?

E peki bu kadar yazdım, beni böyle düşündüren olay karşısında ne yapmayı seçtim derseniz; elbette bunu da belirtmek gerek. Hiçbirini yapmadım, kafamdakileri açığa çıkarmak için yazmaya, biraz kitap okumaya, kendimle kalmaya ve sonrasında yatıp uyumaya karar verdim. Elbette kolay bir durum değil, kafam allak bullak ve bu sebeple acele tavırla ne söylemek istemediğim şeyler ne de söylemem istenmeyen şeyleri dile getirmekten sakındım...

Hani derler ya sabah ola hayrola... Hayır uykusuna yatıyorum şimdi... Yarına sakin kafayla daha akıllı kararlarla gireceğim... Umarım ne yapacağımı bileceğim.

Tunç
[Bedelli Rock gibi demiyormuş... bunu da bu anda fark ettim :D.]

Cumartesi, Şubat 03, 2007

Kadim Fotolar Ver. 3.02 :P

Sevgili gençler.... Blog'um daimi ziyaretçileri... Bu günümden hatıra arayan ben... Sizlerle çekilmiş olan fotolarımızı işte bu link'e ekledim. Umarım keyifle bakar, yaptıgınız düzenleme ve işlemelerden beni de faydalandırırsınız. Bazıları bulanık, bazıları sadece benim anlayacağım kareler olsa da; genelinde hoş hisler uyandırıyorlar...

Sevgili Rapid bu konuda elinden geleni yapıp 1 ay sonra silecek ilgili dosyaları, çok geç olmadan kaydediniz...

İşte Link 1 (Turgut, Sedat ve Balcan ile olan fotolar...)

Bu da Link 2 (Araf'a gidilen Kahve Bahane gecesi ve ''ekme'' hadisesi öncesi... Ekme hadisesi için Teşekkür! ettiğimi belirtmeme gerek yok sanırım :-] )

Öperim yanaklarınızdan :-*
Tunç

Yayın Başlığı: Herkese Duyurun :P

Başlık yazıyla çok alakalı değil, Blogger'ın Başlık açıklama yazısıyla biraz laf ebeliği... Gelelim konuya; Bir video ve düşündürdükler...