Cuma, Nisan 20, 2007

Ne yazayım şimdi?

Uzun bir zaman olmuş buraya birşeyler yazmayalı, yaklaşık 1 aydır hiçbirşey yazmamışım... Bunun nedeni yazacak birşeyim olmaması da olabilir, yazmayı düşündüklerimi açığa vurup inandığımın düşünülmemesi de olabilir...



Az önce içimde bir boşluk hissettim, bir sızı bir acı... uzun zamandır özlediğim bir his olduğu için bunu bir şekilde yazmalıyım dedim. Evet, uzun zamandır birşeyler yazmalıyım, bunu açık edip rahatlamalıyım dememiştim ama az önce diyordum. Blog için şifre girip yazmaya başladığım anda bu his geçsede bu özlediğim tad çok iyi geldi :). İçimi üşüten parmaklarımı ısıtan bu hisse özellikle bu sıcak yaz havasında teşekkürlerimi sunuyorum.



Uzun zamandır, ne yapmam gerektiği, ne yapmak istediğim ve ne yapmam istendiği konusunda rahat bir karara varamadığım bir iç yapıya sahibim. Okul, iş, eğlence gibi konularda isteksizlik, şuursuzluk ile kaplanan zihnim sanırım yavaş yavaş açılıyor. Bence bundan sonra kendi istediklerimi yapacağım. Eskisi gibi hedeflerimi dikkatlice seçip onlar için çalışıp didineceğim...



Bu kısa ama benim için iç rahatlatan yazı az sonra bitecek, ilgi gösterip okuyanlara ve ileride bununla ilgili hatırayıp yazacaklarıma yogurtlu, limonlu yaprak sarma'nın unutulmaması gerektiğini hatırlatırım... Böyle birşey yenmemeli, insanın karnı felaket agrıyor; ya limon ya yoğurt olsun bundan sonra kardeşim :D.



Tunç
''beni yendiğin an kaybettin sen bu oyunu...'' bu şarkı kafamda çalıp duruyor...

Cumartesi, Mart 24, 2007

İçmek mi lazım?

Bilemedim nedir bu hallerim... İçimde bir bit var, kıpırrrr kıpırrr... biryeri kemiriyor, bitiriyor, oh doydu derken tam soluklanacakken başka yere geçiyor... Çözemedim çözemiyorum...

Çok ilginç bir zaman çok ilginç bir mekanda buluyorum hep kendimi... Başkalarını saf sanacak kadar akıllı ve aynı zamanda baskalarını akıllı sanacak kadar saf değilim... Ama yine de içimi burkmalarına izin veriyorum... İdeallerimden, bildiklerimden şaşmayacağım diyorum, ama sonra ''amaaan neyse'' deyip geçiyorum...

Yaptıklarını küçümsemediğim ama sözüne saygım olmayan bir hoca bu uykulu halimde bana bunları yazdırıyor... Oysa kafamda daha saatlerce yazacak bir sürü şey, hemde bambaşka şeyler var... Uzun zamandır alkollü birşeyler içmiyorum ve dolayısıyla içime attıklarımı dışarı vuracak hale gelemiyorum... Zaten en fazla dışarı vurduğum halim pek fazla kimsenin okumadıgını düşündüğüm bu sayfa olduğundan da pek fazla içimdekileri dışarı vurduğumu söyleyemiyorum...

Peki bunları neden yazdım? Uzun zamandır yazmıyorum da yazmak için içmem lazım gibi bir bahane uydurmak için mi? Yoksa bu anımla ilgili gelecekte kendime bir not bırakmak için mi? Yoksa içmeden yazabildiğime örnek olsun diye mi? Belki de beni içmeden bile bu kadar yazdıran şeyi unutmamak en kabul edilebilir cevap... Bunun kesin cevabını veremiyorum ama sürekli aklıma bir cikletten çıkan duvar yazısı geliyor... ''Hiçbirşey yapmayan biri, asla yanlış yapmaz!''

İlk bakışta herkese iyi sözmüş dedirtecek bu duvar yazısına ise benim daha acı bir sözüm var... Düşünüyorum da bu sözü kendime söylüyorum... Gerçekten acı verici... Hiçbirşey yapmayan biri asla yanlış yapmaz, buna katılıyorum; ama doğru birşey yaptığını da hiçbir zaman söyleyemez... Bence herkesin bunu kendi kendine sorması lazım... Hiçbirşey yapmayarak belki de en düyük yanlışı yapmıyor muyum? Yanlış yapmamak için bir sürü doğruları yapmadığımı görüyorum... İşte içimdeki bit bu... İçimdeki bit benim, başka bir deyişle ben bir bitim, hem de 186 boyunda 81.2kg* ağırlığında...
[*Daha geçen Eylül'de tartıda 95 görüyordum... Çok iyi bir beslenme alışkanlığı ile bu duruma geldim. Aferin bana! :)]

Baştan beri kaybolup geri gelen ''bit'' li canlandırmalar hep şu cümle için... Olayıda beraberinde anlatayım... Dün içimin sıkıntısından duramayıp akşam vakti soluk bile almadan ve hatta suluk bile almadan bisiklete bindim... İçimi sıkan olay malum, herhalde ömür boyu unutmam [Diplomamı aldığım gün için yazdıklarıma bak... :( ], bisiklete biniyordum ve bana şu cümleyi söyletti; '' AğğğğĞĞH! Bittim beee! Bütün enerjim tükendi bir anda...:(( ''. Ardından önce nefesim tükendi sonlar dizlerim çözüldü ve pedal çeviremez oldum... Bisikletten inmeden kendime geldim ama o anda mutlu olmanın ne kadar değerli olduğunu anladım. Çünkü zerresi yoktu etrafımda... [Bisiklete binerken böyleydim... Binmiyor olsaydım ne olurdu tepkim, halim korkuyla merak ediyorum... Belkide biraz abartıyorum ama... ]

Uzun süredir yazmamışlıktan dolayı aklıma bir sürü şey geliyor... alakalı-alakasız ama bir sürü şey... Umarım yarın uyandığımda bunlar bana saçma gelmez... Silmeye değiştirmeye kalkmam... Şu andaki hissiyatım ile üstte yazdıklarımın kabul edilemez olduğunu düşünmüyorum... Yine de sevgilerimi ve saygılarımı sunmaya çalışıyorum...

Tunç
galiba ''Zemheri'' ayında...

Pazartesi, Şubat 05, 2007

Ne Yapsam 2 [Allak, Bullak!]

Kısa zaman içinde bu soruyu unutamayacağım şekilde ikinci kez soruyorum kendi kendime... İçinde bulunduğunuz bir durumda yapmanız gerektiğini düşündüğünüz ve yapmak istedikleriniz uyuşmazsa ne yaparsınız? Ya doğru denileni yaparsınız ya da yapmayı istediğinizi yaparsınız. Değil mi, var mı bir başka seçenek?

  • -Doğru olan dediğimiz her zaman geçerli olacak doğru değil, bulunduğunuz zaman ve mekanda baskın-populer olan düşünce olabilir. Çevrenizde arkadaşlarınızda yaygın olarak gördüğünüz hatta görmek istediğiniz tavır olarak adlandırılabilir...
  • -Yanlış* olmasa da yapmayı isteyip tereddütte olduğunuz ise çok bencilce olabilir. Başkalarının içinde olduğu durumu göz önüne almadan aklına gelen, aklına gelmesini istediğin şeyleri söyleyip fayda peşinde koşabilirsiniz. [*zaten ortalığı karıştıran durum böyle adlandırılamaması; kim isteklerine yanlış diyebilir ki? Yanlış olsa niye istesin? :?]

Bunların arasında kararsız kalmak her an herkesin başına gelebilir. Peki böyle bir durumda ne yapmak gerekir? Sizi mutlu edecek olanı mı, yoksa geneli mutlu edecek olanı mı? Böyle bir durumda biraz da olsa bencil davranmanın yararı ya da zararı var mıdır? Bunlara emin olmak kolay mıdır?

E peki bu kadar yazdım, beni böyle düşündüren olay karşısında ne yapmayı seçtim derseniz; elbette bunu da belirtmek gerek. Hiçbirini yapmadım, kafamdakileri açığa çıkarmak için yazmaya, biraz kitap okumaya, kendimle kalmaya ve sonrasında yatıp uyumaya karar verdim. Elbette kolay bir durum değil, kafam allak bullak ve bu sebeple acele tavırla ne söylemek istemediğim şeyler ne de söylemem istenmeyen şeyleri dile getirmekten sakındım...

Hani derler ya sabah ola hayrola... Hayır uykusuna yatıyorum şimdi... Yarına sakin kafayla daha akıllı kararlarla gireceğim... Umarım ne yapacağımı bileceğim.

Tunç
[Bedelli Rock gibi demiyormuş... bunu da bu anda fark ettim :D.]

Cumartesi, Şubat 03, 2007

Kadim Fotolar Ver. 3.02 :P

Sevgili gençler.... Blog'um daimi ziyaretçileri... Bu günümden hatıra arayan ben... Sizlerle çekilmiş olan fotolarımızı işte bu link'e ekledim. Umarım keyifle bakar, yaptıgınız düzenleme ve işlemelerden beni de faydalandırırsınız. Bazıları bulanık, bazıları sadece benim anlayacağım kareler olsa da; genelinde hoş hisler uyandırıyorlar...

Sevgili Rapid bu konuda elinden geleni yapıp 1 ay sonra silecek ilgili dosyaları, çok geç olmadan kaydediniz...

İşte Link 1 (Turgut, Sedat ve Balcan ile olan fotolar...)

Bu da Link 2 (Araf'a gidilen Kahve Bahane gecesi ve ''ekme'' hadisesi öncesi... Ekme hadisesi için Teşekkür! ettiğimi belirtmeme gerek yok sanırım :-] )

Öperim yanaklarınızdan :-*
Tunç

Cuma, Ocak 26, 2007

Ne Yapsam?

Uzuuun stres yüklü bir dönem geride kaldı. Artık biraz gezmek; zihnimi boşaltmak, belirsizliklerin verdiği keyifsizliği üzerimden atmak istiyorum. Ancak notların açıklanmaması, bazı planlarımın suya düşmesi ve diğer sebepler buna olanak vermiyor. Evet belirsizliklerin çözülmesini çok istiyorum, artık ne olucak diye düşünüp kendimi bitirmek, yorulmak istemiyorum. Eve geldiğimde yastığa yüzümü koyduğumda zorlamayla da olsa gülümsemek istiyorum. Sesimi kimse duymasın diye yüzümü yastığa gömmek hiç keyifli olmuyor!

Evet rahatlamak için biraz gezmek istiyorum, ama gezmelere çıkamaz oldum. Hatta gecenin bir vakti hatırı sayılır arkadaşlarımı çağırıp, kısa sürede onları ekmeyi düşünür oldum. Örneğin, ''Benim çok üzerime geliyorsun.
Rahat bırak bir ay'' diyenler beni rahat bırakmıyor, tamamiyle sağlığımı zorlar şekilde kafamı bulandırıyor. Ne yapsam bilmiyorum...

Ben burada neredeyim, nerede olmalıyım bilmiyorum. Belirsizlikler en çok rahatsız olduğum şey iken en çok değer verdiklerim beni belirsizliğe yöneltiyor. Akşam eve gidince yastığa yüzümü gömüp kimseye sesimi duyurmamam gerek dememe neden oluyor... Aslında sabaha kadar bisiklete binmem zihnimi boşaltacak iken bunu bile yapamayacak rahatsızlık halimde yastığa yüzümü gömmek en güzel çözüm oldu.

Yok artık eskisi gibi olamayacağım. Bu belirsizlikleri aceleci davranıp yanlış yorumlamamam gerek diyordum ama artık başka türlü de yorumlamama imkan kalmıyor... Arkadaşlarımla geziyorum, içiyorum sefam olsun demekle ne yapmak istediğini çözemesem de ben bundan tek bir sonuç çıkarıyorum. ''Ben sana defol diyemiyorum, bari sen benden nefret et rahatlayayım...''

Daha önce de dediğim gibi ne yapsam bilmiyorum. Ünlü'nün bu isimde bir şarkısı vardı, onu dinledim ve çok güzel bir alıntı buldum... Gündüz zaten senin için yoktum, biliyorum...Madem çok istiyorsun bundan sonra gece de olmayacağım. Fazla yorulmana gerek kalmadan; gidiyorum gündüz, gece...

Tunç
['' ? '', yol vermedin, ben neyleyim?]

Pazar, Ocak 21, 2007

Kadim Dostum!

Ne dedin bana kardeşim? Bu kadar ani bu kadar sert konuşulur mu? Böyle bir söz hoppadanak söylenir mi? :(... İçinde bulunduğum durum ortada bitirme sunumumu dahi düzenleyemediğim şu şu zamanda bana net bir yorum yaptın. Tamam bana yorum yapınca tripte atıyordum, üzülüyordum ama susmana gerek değildi... Susunca konuş yapma böyle dedim ama böyle de değil... Şaka bir yana aklımı açtın beni biraz haksız da değil dedirttirdin. Teşekkür ederim bunun için.

Peki ne demiş ki bu dost? '' İşte sorun burada! Sen yaşamayı bıraktın, düşünüyorsun artık, düşünerek yaşıyorsun...''. Yeniden hayata dönmem gerek... Bunun için fırsatlarımı bilmem ve kullanmam gerek... Bu öğüdü iyi kullanmam ve aklıma geleni başıma gelir yapmam ya da başımdakini aklıma sokmam gerek... Hatta bitirmemle okulla vs ilgili işlerimi de yapmam gerek... İçinde bulunduğum ikilemleri daha fazla düşünmeden çözmem gerek...

Bu sözün beni neden bu kadar etkilediği malum... Gerçekte değil, düşümde bile hep aynı sorguları yapıyorum kendi kendime; bu olur mu, böyle olur mu, olmaz mı nasıl olur vs. olması için kimseden kesin, açık, kararlı olmasını beklemiyorum. Bugün kadim dostumdan açık olmasını beklediğimde bunu duydum daha ne bekliyim...


Neyse işte... bu seferlik bu kadar sadece çok uzun süre ara verdiğim için birşeyleri de not edeyim dedim...
Tunç

Cumartesi, Ocak 13, 2007

Bir MSN hadisesi...

Merhabalar,

Bugün Burak'la yaptığımız EŞSİZ! sohbeti aynen aktarıyorum...

Buyur keyifle oku...



Tunç (17:18):
hobbaa
Tunç (17:18):
tey tey
Tunç (17:18):
burak?
HBG (17:18):
selam tunç
Tunç (17:18):
sen misin?
Tunç (17:18):
:)
Tunç (17:18):
tey1!
Tunç (17:19):
nasılsın abi haberin geliyor, foton geliyor... bi de senden dinleyelim...

HBG has signed out!






İşte bu kadar. nasıl keyif verici değil mi? Burak'ın bana yaptıgı bu hareketi not etmemek olmaz dı, değil mi? :D

Tunç

Yayın Başlığı: Herkese Duyurun :P

Başlık yazıyla çok alakalı değil, Blogger'ın Başlık açıklama yazısıyla biraz laf ebeliği... Gelelim konuya; Bir video ve düşündürdükler...