Perşembe, Ekim 29, 2009

AWK!

Bugün dedim ki!

''Bütün dertleri sırayla çözmeye karar verdim... Ancak hangisinden başlayacağım da bir dert oldu, iyi mi?'' E peki nedir başlıktaki AWK!

Eğer cidden merak edilir, AWK nedir denilirse biraz sözlük karıştırılır... Görülür ki ''uygunsuz'' ve ''Unix'in özelliklerini de taşıyan oldukça güçlü bir yığın dili'' tanımları seslisözlük'te mevcuttur...İlkini aynen ikincisinden de oldukça güçlü bir kısmı alınır ise... ''Oldukça güçlü uygunsuz bir söz'' olarak kullandığım anlaşılır. Son olarakta alfabemizde resmi olarak olmayan W'yu ters yazarsak hislerime tercüman olunur.

Ben şimdi dile getirmeden küfür etmiş oldum sanırım... Bu bir yetenek mi bilemiyorum ama çabama takdir gösterdim biraz...

Neyse, çok ta tak ıl mı yor um... zamanı gelince çözülür elbet çözülecek olanlar, çözülmeyecek ise de zaten uğraşmanın anlamı yok. Salla gitsin beyauu...

Tunç
Blog yazmak nefes almak gibi, nefesini tutmak ise hiç bana göre değil gibi gibi...

Çarşamba, Ekim 28, 2009

Deneme, Deneme 1, 2...

Hail Ho! Neden blog yazmıyorsun?

Yok yok sana demiyorum bana diyorum... Katlanılabilir iki cümleyi bir araya getiremeyen bir toplumun üyelerinden bir de blog yazmasını beklemek zaten salaklık kremalı mucize olur. Blogger menüsünde her ''sonraki blog'' linkine tıkladığımda bu toplum kökenli bir blog çıkmamasına şaşırmıyorum. Neyse üstteki soruya gelelim. Bu soruyu artık kendime sormaz olmuştum, hatta onlar için ne ifade ettiğini tahmin bile edemesem de, soran arkadaşlara da haksız bulamayacakları güzel gerekçeler ile cevap verip benim zerre sıkıntımı bile almayacak bir bahiste konuşma meşguliyetinden de kurtulmuş oluyordum.

Bugün biraz birşeyler yazasım geldi, haydi dedim... Hem gelecek çalışma(konsept beyau) için pasımı atmış olurum, hem de okuyup beğenmediğim kitaplarda bile olan ''toparlama bölümü bakımından'' eksik kalmam. Sonra arkamdan falan kovalar blog, aman... Buradaki gibi şeyler yazmaya hevesim yok değil, belki de eser devam ederim... Encek, artık daha farklı şeyler ile ilgili içeriğim de olsun istiyorum. Geleceğime mektuplardan başka bugünü keyifli hale getirmek için birşeylere-hedeflere ihtiyacım var. Az önce dinler olduğum şarkı** sayesinde hatırladığım gibi ''eskiden daha keyifli, daha dertsizdim...''. Bugün keyfimi yerine getirecek çokşeylere ihtiyaç duyuyorum.

** ile vurgulanan şarkıdan da biraz bahsetmek gerek; orta okul zamanlarımı hatırlatmakla birlikte sözleri benim şu anki halime yazılmış gibi... Daha önce hiç bu kadar zamanı uyumlu hissetmemiştim. Bir de şarkıdan önce Zardanadam'ın Kafam Seninle Güzel albümünden Gidiyor Gençliğim şarkısı dinlenirse sanırım şu anki hissime daha yaklaşılmış olabiler.

İnsanlara öyle gözükmüyor olabilirim ama içten içe pek bi sıkılıyorum... Eskiden de elbette dertlerim varmışdır, ''abartıyorsun lan!'' dediğim de oluyor... ama şu anda yoktu gibi hatırlıyorum... Sanırım bunun içinde biraz hatıramın güçsüz olmasına sevinmeli, alkol'e destekleri için unutmadan teşekkür etmeliyim...

Neyse bu kadar yazdıktan sonra yeni projeye az-buz yer ayırmalı... Turgut kardeş ile konulu geyik muhabbetleri yapıp bunları yayınlayacağımız bir blogumuz olsun mu lan deyiştik. Hem kendimize hem de eskisi kadar sık görüşemediğimiz arkadaşlara kafayı boşaltmaya birşeyler sağlamış olma bahanesi ile kendi geyik kabiliyetimizi denetleyip kapasitemizi arttırmada bize faydası olacağına inanıyorum.


Tunç
Ohh be! İyi geldi birşeyleri bloga vurmak...

Perşembe, Temmuz 23, 2009

Elimin Altında Bulunsunlar

Selam olsun yine bizim ellere...

Eskilerde dinlediğim şeylerdi, trende bir anda aklıma esmişti, birini buldum sonra diğerleri arkasından geldi... İlk aklıma gelen en altta sonrasında bulduklarım sırasıyla üstüne geldi... Dahasını da ekleyebilirim listeye ama şimdilik bu kadar yeter sanırım...

Buyrun ilginize, ilgime...
Son olarak;


Daha;


Ayrıca;


İlk olarak;


İyi seyirler,
Tunç
Not: Facebook'a bulaştım blog'u unuttum iyicene... iyiden iyiye bir düzenleyip tekrar canlandıracağım burayı, söz olsun gelecekteki ben :)

Çarşamba, Temmuz 08, 2009

b i s i k l e t l e: Delmece

b i s i k l e t l e: Delmece

Geçmiş günlerde Delmece yaylasına bisiklet ile gitmiştik... Hem mevcut tembeliğimden hem de bir kez daha gidip öyle yazmayı istememden birşey yazamamıştım... Turda gezilen mekanlar hakkında, görülen olaylar ve hissedilenler ile ilgili bu linkte birşeyler bulabiliriz...

Ayrıca gezilen mekanlar ve çevre iller ile ilgili şu linklerden faydalanmak fayda sağlayacaktır... Yalova çevresi için yapılan çok faydalı bir girişim olan MAVİ_YEŞİL YOL ile ilgili http://www.yesilmaviyol.com/proje.asp ve http://www.yalova.gov.tr/harita/harita.html linkleri tam keyfinize göre...

İyi okumalar,
Tunç

Pazartesi, Haziran 15, 2009

Bugün Sözlük Okudum

Selamlar,

Birisine gidip bugün sözlük okudum dediğimizde çok entel işi, biraz havaya girmiş, burnu havaya kalkmış gibi bakılırdı... Ama internet alemi ile birlikte biraz bilgi kirliliği biraz ise eğlenceli bir şekile bürünen sözlüklerden birkaç seçme ekliyorum buraya... Nasıl geldim bunları okumaya, nereden başladım bilemiyorum ama ulaştığım nokta buralar ve ben komik bulup kaydetmek istedim...

1- ?

2-?

3-?

Neyse vaz geçtim, bu da böyle bir yazı olsun... Herkesin ilk 3'ü durumuna göre farklılık gösterir... Beğenilerimi, düşüncelerimi bu kadar açık etmek, artık göstermek istediğim bir davranış biçimi değil... sanırım...

Pazartesi, Nisan 20, 2009

Kafanı Kullan Buna Mecbursun





Bu video'yu izleyince ilk başta alışılmış ve (bence) haksız İsmet Paşa eleştirileri geliyor aklıma, İsmet Paşa şöyle kötüydü, böyle kötüydü diyip A. Menderes ve ondan sonra gelen ve onunla aynı yolda gidenleri övme gayreti taşıyor gibi bu video. Ancak hedef İsmet Paşa gibi gösterilip Atatürk'e laf söyleme gayretlerini hissetmekteyim...

Sinan Çetin'in benim tarafımdan hoş karşılanmadığı beni tanıyanlar tarafından bilinmektedir. Kendisinin ne olduğunu hala anlamlandıramamış ve kendisine ve kendisi gibilere herhangi bir takdir edilesi görev biçememişimdir...

Sinan Çetin'in bu video'yu hazırlamasına bir söz söylememekteyim. Bildiğim kadarıyla onun ideolojisinde birisinden beklenecek bir davranıştır, takdir etmemekteyim... Ancak böyle bir video'yu öven insanlara diyeceğim vardır; önce insanın biraz kafasını kullanmasına gerek vardır...
  • Türkiye'de ilk Radyo kaç yılında kurulmuştur?
  • Ne amaçla kurulmuştur?
  • Ekrandan geçen birkaç sayı ile ifade edilen tarihte Atatürk hayatta mı? Yasaklanma kararında ne şekilde etkili olmuştur?
  • Bu video bundan çok ileri tarihlerde geçmişe yönelik bir belge olarak kullanılabilir mi?
Bu soruları kendine sorup, cevabını almadan bu tür videoları övgü dolu ifadelerle yaymak yanlış olur diye düşünmekteyim... Eksik ve maksatlı hazırlanmış bir videodur, altında art niyet ararım demeyi borç bilirim. Şimdi soruların cevabını vermeye çalışayım...

''6 Mayıs 1927 Tarihinde Türkiye'de ilk radyo yayını Eşref Şefik tarafından Sirkeci'de vatandaşlarda radyo alıcısı bulunmadığı için hoparlörler ile yapılabilmiştir.''(Alıntı-1)

Türkiye'de Radyo gazeteci Sedat Nuri İleri ve Hayreddin Hayreden isimli amatör telsizci'nin çabaları ile kurulabilmiş. Milletin geri kaldığı ve bu tür yenilikleri hazmedemeyeceğini düşünerek hükümet yetkilileri tarafından redd edilmiş. Hayreddin Hayreden'in kendi ürettiği radyo'yu Ata'ya dinletme fırsatı bulmasıyla beraber ise yolu açılmış... Radyo alıcısının denenmesi sırasında Rus radyosunun propaganda yaptığını fark eden Atatürk, derhal radyo kurulması girişimlerinin hızlandırılmasını sağlamış.(Alıntı-1)

Buradan radyo'un kuruluş amacının Rus radyosunda şahit olunduğu gibi devrimlerin anlatılması ve toplumsal fayda niyetinin etkisinde olduğu kolayca anlaşılabilir. Yanlış anlaşılma da olmasın, tabii ki meydana gelen yanlışlıklar vardır. Ancak bu yanlışlıkların meydana gelmesinde asıl sorumlu kişiler, bugün bu konuları iyice anlamadan, sorgulamadan paylaşanlar bir ortak özelliğe sahiptir; kafasını kullanmamak...

Ekranda geçen tarihte ise Atatürk Cumhurbaşkanı'dır. Yaptığı bir konuşma ile(Alıntı-2) (1 Kasım 1924) yayınlardaki Türk Müziğinin yeterli düzeyde olmadığı ve geliştirilmesi gerektiğini, Rusların, Avrupalıların kendi müzikleri için yaptığı evrensel düzeye yükseltme işleminin Türk Müziği için de yapılması gerektiğine inancını dile getirmiştir. Bu konuşması nedeniyle de bahsi geçen video'da olaylar art niyetle yorumlanmış, eksik bilgilendirme ile izleyici yönlendirilmektedir. Böyle cesaretsiz ve iki yüzlü bir yöntemle Atatürk sorumlu olarak gösterilmeye çalışılmıştır.

Örneğin; eğer Türk Radyoculuk tarihinde eleştirilmesi gereken birşey var ise Menderes döneminde hiçbir anten yapılmaması ve radyonun İktidarın Borozanı haline getirilmesi olmalıdır.(Alıntı-3) Ancak bu arkadaşlar bunları yok sayıp bugünlerden geriye giderken o tarihleri es geçmektedirler...

Özetle bu video'yu yapanları, emeği geçenleri ve paylaşanları takdir etmiyorum. Ayıplıyorum!

Tunç

Ayrıca http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/1219/ linkindeki yorumları olan arkadaşların yazdıklarınızı da okumanızı tavsiye ediyorum.

http://www.dostlukmerkezi.net/forum/showthread.php?t=20518 linkinde 1 Kasım 1934'te Atatürk'ün TBMM açılışındaki konuşmasında neler söylediği ile ilgli paragraflar konu ile ilgili bilgi vermektedir.

''İnsanları yanıltma bu bir emirdir'' isimli yazıyı okumanızı da ayrıca tavsiye ediyorum. Bu yazıda geniiş ayrıntılar ile konu hakkında açıklamalar yapılıyor.

Alıntı-1:http://www.istanbul.edu.tr/4.boyut/cumhuriyet/dosyalar/nese_kars.htm
Alıntı-2: http://fikirizleri.blogspot.com/2008/11/insanlari-yaniltma-bu-bir-emirdir.html
Alıntı-3: http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27de_radyo_ve_televizyonun_ge%C3%A7mi%C5%9Fi

Yayın Başlığı: Herkese Duyurun :P

Başlık yazıyla çok alakalı değil, Blogger'ın Başlık açıklama yazısıyla biraz laf ebeliği... Gelelim konuya; Bir video ve düşündürdükler...