Başlık yazıyla çok alakalı değil, Blogger'ın Başlık açıklama yazısıyla biraz laf ebeliği... Gelelim konuya;
Bir video ve düşündürdükleri...
Benzer hisler ve düşünceler kafamdan geçtiği için buraya not edip kaydetmek ve kaybetmemek istedim :).
Bisiklet ile yol alırken bisikletin her an altınızdan kaçacak gibi olduğu veya lastiklerinizin yere iyi tutunamadığı zamanlarda tedbirli - korkak olmak kaçınılmaz. En azından benim için öyle.
Linkteki videoyu izledikten sonra aklıma gelenleri "tam da benim düşündüğüm gibi" etiketini hak eden yorumlarla buraya not ediyorum. Bugünlerde bu tür videoları ve altındaki yorumları sırasıyla nasıl izleyip okuduğumu kendime kendimce not alayım dedim. Aşağıdan videoyu izleyip altında bu dk'dan sonra gelen yorumları okuyabilirsiniz(İngilizce tabii). Veya önce yorumları okuyup video'da 1 seferde bahsedilen konuları sorgulayarak izlemek de güzel olabilir. Seçim sizin, keyfinizce.
Safe Cycling Australia'den Gönderi
Ciddiyetle başlayıp cıvıtarak görüşler altta yer almakta.
Başlamadan Sürücünün Bisiklet Kaskı, Bisiklet Eldiveni ve benzeri güvenlik ekipmanlarının olduğunu söylemekte fayda var.
Öncelikli olarak yola çıkmadan önce bisikleti ile ilgili kontrollerini tam yapmadığı söylenebilir; çünkü video sonunda Gidon-Gidon Boğazı'nın ayrıldığı görülmekte veya Karbon Maşa vb nedeniyle kırılma ile böyle birşey gerçekleşmiş olabilir bu da karbon bisiklet parçalarının kullanımının hata olup olmadığı sorgusunu karşımıza çıkarır.
Ayrıca hızlı giderken ellerin frenlerin üzerinde olmaması - bisiklet üzerindeki kontrollerin ve hakimiyetin gerekli ciddiyetle sağlanmadığını hata olarak saymak söz konusu.
Yolda giderken Emniyet Şeridi İhlali yapılması ve yolun sınırlarını gösteren o temiz - kesintisiz beyaz çizginin dışında seyir halinde olunması. Sigorta şirketlerinin bazıları bu tür durumlarda para ödememek için sözleşmelerine yolda giderken vb gibi terimler eklemekte. O kadar önemli ve hassas bir konu. Yolda, kaldırımda veya Emniyet şeridinde gibi bilgi içeren sözleşmeler bu yüzden var.
Böyle bir olay başına geldiğinde ne yapacağını düşünmemiş bu durumu engellemek için bir plan yapmamış olması söz konusu ise bunun hata olarak sayılabileceği söz konusu olabilecek iken Bisiklet sürücüsünün Zil - Korna gibi ekipmanların olduğu ve çarpışmadan önce kullanıldığı ve bunun beklediğim gibi pek faydası olmadığı söylenmiş. Yani Korna- Zil'e değil önce Fren'e bas hakkında destekleyici bir deney olarak bu video'yu ele almaya hak veriyor.
Geyiğin görebileceği bir ışık - ışıldak - flaşörünün bulunmaması bir ekipman eksikliği olarak dile getirebilir olsa da tam olarak bir Geyik konusu olarak bu durum ele alınmalıdır demek doğru olur.
Yorumlar gittikçe geyikleşiyor. Talep olur ise bu gönderi yorumlarında devam edebilirim :).
Tunçuv.
Çarşamba, Aralık 17, 2014
Salı, Nisan 05, 2011
"Ünlü" oldum.
"Boğöyn" öğrendim ki bir yerel gazetede fotoğrafım yayınlanmış; ünlü oldum... Aharey! "TOKİ mühendisi" olarak çalıştığım zamanda yaptığım üstün kayıt işlemleri neticesinde beni haber yapmışlar galiba efem... TOKİ logosu koymaktan daha mantıklı bulmuşlar benim de içinde olduğum fotoyu...
Bunun üzerine[değil aslında ama bu kalıbı burada kullanmak istedim :)] aklıma Ünlü'nün şarkıları birkaç günlük gözlemlerim neticesinde geldi. Eskiden ulan bu şarkıyı neden seviyorum dediğimde cevabını bulamazdım. Bugünlerde ise yerinde geliyor bana...
Messelam; bir tartışmaya, fikir alışverişine girdiğinizde canınız sıkılırsa konuşmadan aklınızda kalan bir kısmı seçip ona göre cevap verirsiniz. Sıkıntılı zamanlarınızda da dinlediğiniz müziklerden aslında aklınızda kalan bir parçasıdır ve tüm düşünceleriniz onun etrafında dönelir. Benim de orta okul zamanlarımda sıkça dinlediğim ünlü'nün son defa albümü ve ondan 2 şarkısı aklımda böylecene yer etmekte...
Sözün kısası yine zihin meşgalelerim oldu ve bunun üzerine düşünerek zamanımı değerlendirmekle idare etmekteyim. Kendinize iyi bakmanız dileğiyle...
Tunçu
Perşembe, Mart 31, 2011
Patika-a
Son İstanbul'a gidişimde yollarda v.ç.[*] bisikletle gezenleri görüp, şehrin sıkıntılıları arasında neşeli olduklarını gördüğümde önce yeni fıstık gibi bir forma alıp sonrasında kendime Bartın'da düzenli olarak bisiklete binme sözü verdim. Bunun sonucunda dün akşam gün batımına doğru biraz pedal çevirip hava iyice kararmadan aşina olduğum caddelere döndüm. Biraz pedal çevirip nefes açınca blog yazma hevesimde canlandı gibi. Kafamda karma-karışık düşünceleri nasıl düzenli bir şekilde yazacağımı bilemesem de birkaç şey yazabilirim herhal[**] deyip deneyore...
Bu aralar garip bir şekilde ya zihnim ya göğüs kafesim açılıyor. Aslında hiç bir şey ifade etmeyen bir cümle gibi gözüktüğünün farkında olsam da kendi halimi yarınlarda bana en iyi anımsatacak formülleme olduğuna inanıyorum. Olur da hatırlayamazsam diye de yolda yürürken bu formüllemeyi çıkarmama yol açan birkaç düşünceyi notluyorum;
Kafamın kilitli olduğu vakitlerde soluk alışverişim normale dönüyor, soluk alışverişim engellendiğinde ise kafamın içinde "bir" konuda zincirleme düşünceler düğüm oluyor. Göğüs kafesim kilitlendiğinde ise her nefes alışveriş içimde garip bir yanma[kaybetme acısı] hissettiriyor. Her ikisinin de aynı kaynaklı olduğuna emin olmaya ramak kalmış durumda olsam dahi bunu şimdilik ilan etmiyorum.
[*v.ç.: ve çevrede]
[**Not: Pek benimseyemedim yazdıklarımı; "bu kadar ara verdikten sonra insan bir anda kafasını toplayamıyormuş..." deyip şimdilik bu kadar ile yetiniyor gerisini ayıklıyorum.]
Duyç
Cuma, Kasım 19, 2010
Greenpeace'i öyle çok sevmem, bazen çok abartıyorlar olayı... Ama bu konuda balık yemek konusunda pek de iştahlı olmayan ben bile rahatsızım. Tırnak kadar hamsiler, istavritler, barbunlar özellikle de etin pahalı olduğu bu dönemde ziyan ediliyorlar... İlgi gösterin hacılar...
Ne diyorduk; "Benimki kaç santim öğrendim: http://bit.ly/d1kWF9, seninki kaç santim?"
Tunçu
Pazartesi, Ekim 25, 2010
Bartın'dan bir blog yazısı...
Durduk durduk blog mu yazarık şimdi? Evet...
Referandum, Pekin Paris rallisi görevi vs'yi bile yazmadım buraya. Aslında çok farklı hisler, tecrübeler oldu geçen sürede, çok ilginç insanları tanıdım vs vs... ancak hepsine Bartın'dan uzaklaşma fırsatı olarak bakabildim (not:hepsine demiş miyim?).
Bartın'da acayip sıkılmakta olduğumu not düşeyim dedim. Garip bir kent, ısınamadım bir türlü. Mecburiyetten burada olmak mı keyfimi kaçıran, büyük şehirde büyüyüp buraya gelmenin yarattığı alışma süreci mi, yoksa yakın olmayı umduklarımdan uzakta olmak mı bilemiyorum.
Bartın 50.000 nüfuslu "bir üniversite kadar ?" ama yüzde 70'i yaşlı olan insanların bulunduğu bir kent. Tüm nüfusu İstanbul'da bir mahalle kadar... İnsanları genelde emeklilik modunda ve ölümü bekler gibi bir uyuşukluk hakimiyetinde. Şehiri canlı tutan yazın turistler, kışın öğrenciler ve devlet memurları(ymış). İstanbul'da bisiklete binerken lanetler okuduğum sahil yolu mangalcılarını bile özletecek bir kömür kokusu ve dumanı havaya hakim. Çok istesem de bisiklete binemiyorum bu koku aklıma geldikçe. Toplamda 100km yol yapamadım bisiklet ile 50 gün kadar geçen sürede. Bir de bunu kaldıramazken şehire termik santral [2 tane sanırım] yapılması düşünülmekte "anlam veremediğim şekilde"...
Gelirken beklentilerim de fazlaydı tabi... Bu sebeple büyük beklentilerim büyük hayal kırıklıkları ile karşılanmakta; adet gereği. Süreyle bu sıkıntıların geçeğini ve kendime eğlenceler yaratacağımı hayal ediyor, şehrin güzelliklerini henüz keşfetmediğimi kendime söyleyip inandırmaya çalışıyorum. Umarım bu "şehir" macerasının başlangıcı ile görüşlerim sonralarda değişir.
Şimdilik MaNga'dan Tek yön seçtiğin tüm yollar, Hepsi bir nefestir ve Alışırım gözlerimi kapamaya şarkıları ile korkmakta Running Wild'den Welcome To Hell şarkısını durumumu tahlil etmekteyim. Umarım sonlara doğru Iron Maiden'den Heaven Can Wait'i andıran mod'a girerim.
Görüşmek üzere...
Tunçu
Pazartesi, Ağustos 30, 2010
Of, yey, Off ...
Aklımda hiçbirşey olmadan başıyorum. Parmaklarım hangi tuşlara basmak isterse ilgili kelimeler gelip aklıma "e hadi yaz" diyorum ellerime. Ne zaman birşeyler düşünmeye çalışıp diğer düşüncelerin trafiği ile bastırıldığında bunu yaparsam rahatlıyorum.
...
Buraya kadarmış, başka yazacak birşey gelmiyor aklıma son veriyorum. Ancak bu kadar rahatlama arası verebiliyorum. Anlaşılan bugünlük sıkıntıyla baş etmeyi planlıyorum.
Neyse sıcaklardandır, başka neden olabilir ki?
...
Buraya kadarmış, başka yazacak birşey gelmiyor aklıma son veriyorum. Ancak bu kadar rahatlama arası verebiliyorum. Anlaşılan bugünlük sıkıntıyla baş etmeyi planlıyorum.
Neyse sıcaklardandır, başka neden olabilir ki?
Pazartesi, Aralık 21, 2009
İGK'da ilk senem sona erdi...
Hey blog, naber?
Bu yazıyı İGK'da neler yapmışım neler olmuş aklımda kaldığı kadarıyla not edeyim de sonra geri döner hey gidi heyy derim diye yazıyorum. Sonra geri gelip okuduğumda bu ne lan demeyim diye de bu açıklamayı yazıyorum. Bu yazıyı niye yazmışım demeyeyim diye de bir önceki cümleyi yazdım. Bir önceki cümleyi... Bir önceki cümleyi... Bir önceki cümleyi... diye devam eder...
İGK bünyesinde ilk yarışım bir Pist Şampiyonası; bir sürü yarışa kayıt yapıp görevlendirilmemekten sonra bir daha kayıt mayıt yapmayacağım dediğim bir zamanda denk gelen bir görevlendirme... Körfez Pistinde 2 deneyimli gözetmen ile birlikte görev aldığım 2 gün bulunmakta... Bu görevlerde bayrakların kullanım durumları hakkında uygulamalı görgü sahibi oldum.
Daha sonrasında İSOK istanbul rallisinde ilk ralli görevim verildi. İlk gün antrenmanda antrenman karnelerini doldurmayla başlayan görev, akşamında herkesler gösteri etabında görevli iken elimi kolumu sallayarak dolaşma imkanı tanıdı... İkinci günde ise Darlık etabında Sektör 8 olarak gün boyu toz yutmak ile tamamlandı...
İMK tarafından organize edilen Gece Rallisi ile ilk Servis Çıkış'ı görevini de tecrübe ettim. 19 Aralıkta yapılan terfi seminerinde anlatılan toplama girişi-çıkışı konulu bahisler biraz hatırladıklarımı karıştırsa da, bu konuda iyi bir ders aldım.
Bozhane'de Tırmanma yarışında görev alıp Etapta yeterince Sektör olduğu için yerim değiştirilerek araçların start almadan önce düzenlenmesindeki arkadaşa yardım etmekle görevlendirildim. Hiç olmadık bir yerde kaza yapan bir kamyon nedeniyle çok ilginç olaylar meydana gelmesi ile basit bir organizasyonun ne kadar karışabileceğine de şahitlik etmiş oldum...
İlk Off-Road yarışı deneyimi Şile'de 5. ayak'ta engelli etapta görev alarak gerçekleşti... 1 günlük kısa ve eğlenceli görev sonucunda bir yarışmacının kapı devirdiğini tespit etmemize itiraz etmesi sebebiyle komiserler kurulu toplanıp itirazı değerlendirip beni ve bir diğer kapı gözetmenini sorgulması nedeniyle gecenin körüne kadar geri dönemememiz gibi bir olay gerçekleşti...
Daha sonrasında TR Pist Şampiyonası ve Porsche Track day birleşik etkinliği Tuzla'da bir pist'te gerçekleşti. İlk gün kule şef'inin gelmediği görevde Sefa'nın sohbeti ve hikayeleri ile bayaa birşey öğrendim. İlk gün o kadar verimli geçmiş ki ikinci gününde saat 11.00'e kadar uyuyup servisi vs kaçırıp evde Moto GP izlemekle ve Valentino Rossi'nin 9ncu şampiyonluğunu ilan ettiği töreni izlemek durumunda bulundum.
İkinci Off-Road yarışında bir Off-Road aracı için asfalt etap sayılabilecek bir ortamda 2 gündüz 1 gece olmak üzere 3 etap boyunca sektörlük yaptım. İkinci gününde önceki tecrübelerimden heyecanını ve sorumluluğunu beğendiğim için Engelli Etap rica etmiştim ve kabul edilmişti. Manzaralı ve aynı zamanda sert rüzgara karşı 1 engel için gözetmenliğim vukuatsız geçip gün tamamlanmış oldu.
Son yarış olarak ise Castrol sponsorluğunda Tuzla-Şile Civarlarında gerçekleştirilen İstanbul Mahalli Yarışında donmak ile görevlendirilerek yılı tamamlamış bulunmaktayım. Buz gibi bir hava'da aç, susuz ve açıkta bırakılarak destekçi gözetmenlik-güvenlik işinin ne kadar acı verici hallere bürünebileceğini tecrübe etmiş oldum.
19 Aralıkta girdiğim sınav ile terfiyi alabilirsem daha farklı tecrübeler edinebileceğimi düşünmekteyim. Terfiyi alamazsam da yuh artık nasıl olur deyip farklı şeyler düşünebilirim.
Şimdilik bu kadar,
Tunçu
Bu yazıyı İGK'da neler yapmışım neler olmuş aklımda kaldığı kadarıyla not edeyim de sonra geri döner hey gidi heyy derim diye yazıyorum. Sonra geri gelip okuduğumda bu ne lan demeyim diye de bu açıklamayı yazıyorum. Bu yazıyı niye yazmışım demeyeyim diye de bir önceki cümleyi yazdım. Bir önceki cümleyi... Bir önceki cümleyi... Bir önceki cümleyi... diye devam eder...
İGK bünyesinde ilk yarışım bir Pist Şampiyonası; bir sürü yarışa kayıt yapıp görevlendirilmemekten sonra bir daha kayıt mayıt yapmayacağım dediğim bir zamanda denk gelen bir görevlendirme... Körfez Pistinde 2 deneyimli gözetmen ile birlikte görev aldığım 2 gün bulunmakta... Bu görevlerde bayrakların kullanım durumları hakkında uygulamalı görgü sahibi oldum.
Daha sonrasında İSOK istanbul rallisinde ilk ralli görevim verildi. İlk gün antrenmanda antrenman karnelerini doldurmayla başlayan görev, akşamında herkesler gösteri etabında görevli iken elimi kolumu sallayarak dolaşma imkanı tanıdı... İkinci günde ise Darlık etabında Sektör 8 olarak gün boyu toz yutmak ile tamamlandı...
İMK tarafından organize edilen Gece Rallisi ile ilk Servis Çıkış'ı görevini de tecrübe ettim. 19 Aralıkta yapılan terfi seminerinde anlatılan toplama girişi-çıkışı konulu bahisler biraz hatırladıklarımı karıştırsa da, bu konuda iyi bir ders aldım.
Bozhane'de Tırmanma yarışında görev alıp Etapta yeterince Sektör olduğu için yerim değiştirilerek araçların start almadan önce düzenlenmesindeki arkadaşa yardım etmekle görevlendirildim. Hiç olmadık bir yerde kaza yapan bir kamyon nedeniyle çok ilginç olaylar meydana gelmesi ile basit bir organizasyonun ne kadar karışabileceğine de şahitlik etmiş oldum...
İlk Off-Road yarışı deneyimi Şile'de 5. ayak'ta engelli etapta görev alarak gerçekleşti... 1 günlük kısa ve eğlenceli görev sonucunda bir yarışmacının kapı devirdiğini tespit etmemize itiraz etmesi sebebiyle komiserler kurulu toplanıp itirazı değerlendirip beni ve bir diğer kapı gözetmenini sorgulması nedeniyle gecenin körüne kadar geri dönemememiz gibi bir olay gerçekleşti...
Daha sonrasında TR Pist Şampiyonası ve Porsche Track day birleşik etkinliği Tuzla'da bir pist'te gerçekleşti. İlk gün kule şef'inin gelmediği görevde Sefa'nın sohbeti ve hikayeleri ile bayaa birşey öğrendim. İlk gün o kadar verimli geçmiş ki ikinci gününde saat 11.00'e kadar uyuyup servisi vs kaçırıp evde Moto GP izlemekle ve Valentino Rossi'nin 9ncu şampiyonluğunu ilan ettiği töreni izlemek durumunda bulundum.
İkinci Off-Road yarışında bir Off-Road aracı için asfalt etap sayılabilecek bir ortamda 2 gündüz 1 gece olmak üzere 3 etap boyunca sektörlük yaptım. İkinci gününde önceki tecrübelerimden heyecanını ve sorumluluğunu beğendiğim için Engelli Etap rica etmiştim ve kabul edilmişti. Manzaralı ve aynı zamanda sert rüzgara karşı 1 engel için gözetmenliğim vukuatsız geçip gün tamamlanmış oldu.
Son yarış olarak ise Castrol sponsorluğunda Tuzla-Şile Civarlarında gerçekleştirilen İstanbul Mahalli Yarışında donmak ile görevlendirilerek yılı tamamlamış bulunmaktayım. Buz gibi bir hava'da aç, susuz ve açıkta bırakılarak destekçi gözetmenlik-güvenlik işinin ne kadar acı verici hallere bürünebileceğini tecrübe etmiş oldum.
19 Aralıkta girdiğim sınav ile terfiyi alabilirsem daha farklı tecrübeler edinebileceğimi düşünmekteyim. Terfiyi alamazsam da yuh artık nasıl olur deyip farklı şeyler düşünebilirim.
Şimdilik bu kadar,
Tunçu
Çarşamba, Kasım 11, 2009
Küresel Isınma Hakkında Farklı Düşünceler...
http://www.sciencedaily.com/videos/2007/0603-can_carbon_dioxide_be_a_good_thing.htm
Bu link 1 olsun, yazılı ve video'da söylenenlere dikkat edelim...
Sonra http://www.sciencedaily.com/releases/2009/11/091110141842.htm linkini okuyalım... Dünyanın CO2 ile neler yapabildiği hakkında neler bildiğimizi düşünelim... Kaynağı nelerdir, bilmediğimiz hangi kaynaklar vardır ve bunun yanında nerelerde kullanılır ve bilmediğimiz hangi koşullar-ortamlarda sarf edilir...
Sonra dünya hakkında görüşlerimizi biraz geliştirmek için http://www.sciencedaily.com/releases/2009/11/091109121117.htm linkindeki haberi okuyalım...
Üzerine bir de şunu sos serpelim... http://www.sciencedaily.com/releases/2009/10/091029161532.htm
Son olarak'da bu haberi okuyunca aklımıza gelen izostati sonucu dünya yüzeyinin değişimine bir yorum getirelim... http://www.sciencedaily.com/releases/2009/11/091105121207.htm
Bence küresel ısınma hakkında söylenebilecek çok fazla şey var...
Dünya ısınıyor ama ısınan atmosferi mi yoksa atmosferinin sadece alt katmanları mı daha da yoksa uzay'da atmosferinin dışlarına dogru da sıcaklıga etki etmekte mi?
Bu konuda net bilgim ve dayanağım olmadıgı için biraz araştıracağım, ondan sonra kafamdakileri ortaya derleyip koyacağım...
Söyleyebileceğiniz birşey varsa beklerim burada, bu arada...
Tunçu
Not: http://www.sciencedaily.com benim çok işime yarıyor, size de tavsiye edering.
Bu link 1 olsun, yazılı ve video'da söylenenlere dikkat edelim...
Sonra http://www.sciencedaily.com/releases/2009/11/091110141842.htm linkini okuyalım... Dünyanın CO2 ile neler yapabildiği hakkında neler bildiğimizi düşünelim... Kaynağı nelerdir, bilmediğimiz hangi kaynaklar vardır ve bunun yanında nerelerde kullanılır ve bilmediğimiz hangi koşullar-ortamlarda sarf edilir...
Sonra dünya hakkında görüşlerimizi biraz geliştirmek için http://www.sciencedaily.com/releases/2009/11/091109121117.htm linkindeki haberi okuyalım...
Üzerine bir de şunu sos serpelim... http://www.sciencedaily.com/releases/2009/10/091029161532.htm
Son olarak'da bu haberi okuyunca aklımıza gelen izostati sonucu dünya yüzeyinin değişimine bir yorum getirelim... http://www.sciencedaily.com/releases/2009/11/091105121207.htm
Bence küresel ısınma hakkında söylenebilecek çok fazla şey var...
Dünya ısınıyor ama ısınan atmosferi mi yoksa atmosferinin sadece alt katmanları mı daha da yoksa uzay'da atmosferinin dışlarına dogru da sıcaklıga etki etmekte mi?
Bu konuda net bilgim ve dayanağım olmadıgı için biraz araştıracağım, ondan sonra kafamdakileri ortaya derleyip koyacağım...
Söyleyebileceğiniz birşey varsa beklerim burada, bu arada...
Tunçu
Not: http://www.sciencedaily.com benim çok işime yarıyor, size de tavsiye edering.
Pazartesi, Kasım 09, 2009
Bu Siteler var ya... :)
Selam gelecek,
Ben bu haftalarda bu siteleri gördüm, buldum, abone oldum vs... Bu siteler biraz kafa dağıtmada biraz kendimi geliştirmede biraz da merak ettiğim soruların çözümünde fayda sağladı bana... Yarn öbür gün unutursam bakmak için de koydum buraya...
Olur da bir yabancı gelir görür ise, benzer konularda ihtiyaçlarını vs altına yorumlasın bulduklarım, bildiklerimi paylaşayım bu konuda...
Birinci site benden başka fazla bir insana yarayacağını düşünmediğim bir site... Lisa Tauxe tarafından Ocak 2010'da çıkacak bir kitap ve onun eklentisi programlar ile ilgili sayfa... Kaliforniya ellerinde Paleomanyetizma ile ilgilenen Prof. L. Tauxe aşağıda alıntıladğım cümleleri ile oldukça beğenimi kazanmış durumdadır...
Daha fazla bilgiyi http://magician.ucsd.edu/Essentials/index.html likinden bulabilirsiniz.
İkncisine gelir isek bir sitedir kendisi... Yakın zamanda yapılmış bilimsel çalışmalar ile ilgili röportajlar, özetleme ve yorumlama haberleri içermektedir. Yer Bilimleri, İklim Bilimleri ve diğer bir sürü bilim dalındaki çalışmalardan hazırlanmış özet bilgiler ile güzel kafa zenginliği sağlamaktadır. Linki ise http://www.sciencedaily.com/ şeklindedir. Bir süredir ve bundan sonra uzun bir süre şüphesiz açılış sayfam olarak bilgisayarımda kayıtlı olacaktır.
Sevgilerimle,
Tunçu ''yine!''
Ben bu haftalarda bu siteleri gördüm, buldum, abone oldum vs... Bu siteler biraz kafa dağıtmada biraz kendimi geliştirmede biraz da merak ettiğim soruların çözümünde fayda sağladı bana... Yarn öbür gün unutursam bakmak için de koydum buraya...
Olur da bir yabancı gelir görür ise, benzer konularda ihtiyaçlarını vs altına yorumlasın bulduklarım, bildiklerimi paylaşayım bu konuda...
Birinci site benden başka fazla bir insana yarayacağını düşünmediğim bir site... Lisa Tauxe tarafından Ocak 2010'da çıkacak bir kitap ve onun eklentisi programlar ile ilgili sayfa... Kaliforniya ellerinde Paleomanyetizma ile ilgilenen Prof. L. Tauxe aşağıda alıntıladğım cümleleri ile oldukça beğenimi kazanmış durumdadır...
''Although there is a lot of free software available for plotting and analyzing paleomagnetic data, it is important to understand how these programs work, what the calculations actually are and what they mean. There is no better way to learn this than to write your own code. You may well end up using one of the excellent products available because they are easier or “prettier”, but you still need to understand what the programs are doing. In this book, you will be asked to make plots by hand and write some rudimentary programs for plotting and analyzing data. We encourage the use of Python and here take the beginning steps to help you learn it.''
Daha fazla bilgiyi http://magician.ucsd.edu/Essentials/index.html likinden bulabilirsiniz.
İkncisine gelir isek bir sitedir kendisi... Yakın zamanda yapılmış bilimsel çalışmalar ile ilgili röportajlar, özetleme ve yorumlama haberleri içermektedir. Yer Bilimleri, İklim Bilimleri ve diğer bir sürü bilim dalındaki çalışmalardan hazırlanmış özet bilgiler ile güzel kafa zenginliği sağlamaktadır. Linki ise http://www.sciencedaily.com/ şeklindedir. Bir süredir ve bundan sonra uzun bir süre şüphesiz açılış sayfam olarak bilgisayarımda kayıtlı olacaktır.
Sevgilerimle,
Tunçu ''yine!''
Perşembe, Ekim 29, 2009
AWK!
Bugün dedim ki!
''Bütün dertleri sırayla çözmeye karar verdim... Ancak hangisinden başlayacağım da bir dert oldu, iyi mi?'' E peki nedir başlıktaki AWK!
Eğer cidden merak edilir, AWK nedir denilirse biraz sözlük karıştırılır... Görülür ki ''uygunsuz'' ve ''Unix'in özelliklerini de taşıyan oldukça güçlü bir yığın dili'' tanımları seslisözlük'te mevcuttur...İlkini aynen ikincisinden de oldukça güçlü bir kısmı alınır ise... ''Oldukça güçlü uygunsuz bir söz'' olarak kullandığım anlaşılır. Son olarakta alfabemizde resmi olarak olmayan W'yu ters yazarsak hislerime tercüman olunur.
Ben şimdi dile getirmeden küfür etmiş oldum sanırım... Bu bir yetenek mi bilemiyorum ama çabama takdir gösterdim biraz...
Neyse, çok ta tak ıl mı yor um... zamanı gelince çözülür elbet çözülecek olanlar, çözülmeyecek ise de zaten uğraşmanın anlamı yok. Salla gitsin beyauu...
Tunç
Blog yazmak nefes almak gibi, nefesini tutmak ise hiç bana göre değil gibi gibi...
''Bütün dertleri sırayla çözmeye karar verdim... Ancak hangisinden başlayacağım da bir dert oldu, iyi mi?'' E peki nedir başlıktaki AWK!
Eğer cidden merak edilir, AWK nedir denilirse biraz sözlük karıştırılır... Görülür ki ''uygunsuz'' ve ''Unix'in özelliklerini de taşıyan oldukça güçlü bir yığın dili'' tanımları seslisözlük'te mevcuttur...İlkini aynen ikincisinden de oldukça güçlü bir kısmı alınır ise... ''Oldukça güçlü uygunsuz bir söz'' olarak kullandığım anlaşılır. Son olarakta alfabemizde resmi olarak olmayan W'yu ters yazarsak hislerime tercüman olunur.
Ben şimdi dile getirmeden küfür etmiş oldum sanırım... Bu bir yetenek mi bilemiyorum ama çabama takdir gösterdim biraz...
Neyse, çok ta tak ıl mı yor um... zamanı gelince çözülür elbet çözülecek olanlar, çözülmeyecek ise de zaten uğraşmanın anlamı yok. Salla gitsin beyauu...
Tunç
Blog yazmak nefes almak gibi, nefesini tutmak ise hiç bana göre değil gibi gibi...
Çarşamba, Ekim 28, 2009
Deneme, Deneme 1, 2...
Hail Ho! Neden blog yazmıyorsun?
Yok yok sana demiyorum bana diyorum... Katlanılabilir iki cümleyi bir araya getiremeyen bir toplumun üyelerinden bir de blog yazmasını beklemek zaten salaklık kremalı mucize olur. Blogger menüsünde her ''sonraki blog'' linkine tıkladığımda bu toplum kökenli bir blog çıkmamasına şaşırmıyorum. Neyse üstteki soruya gelelim. Bu soruyu artık kendime sormaz olmuştum, hatta onlar için ne ifade ettiğini tahmin bile edemesem de, soran arkadaşlara da haksız bulamayacakları güzel gerekçeler ile cevap verip benim zerre sıkıntımı bile almayacak bir bahiste konuşma meşguliyetinden de kurtulmuş oluyordum.
Bugün biraz birşeyler yazasım geldi, haydi dedim... Hem gelecek çalışma(konsept beyau) için pasımı atmış olurum, hem de okuyup beğenmediğim kitaplarda bile olan ''toparlama bölümü bakımından'' eksik kalmam. Sonra arkamdan falan kovalar blog, aman... Buradaki gibi şeyler yazmaya hevesim yok değil, belki de eser devam ederim... Encek, artık daha farklı şeyler ile ilgili içeriğim de olsun istiyorum. Geleceğime mektuplardan başka bugünü keyifli hale getirmek için birşeylere-hedeflere ihtiyacım var. Az önce dinler olduğum şarkı** sayesinde hatırladığım gibi ''eskiden daha keyifli, daha dertsizdim...''. Bugün keyfimi yerine getirecek çokşeylere ihtiyaç duyuyorum.
** ile vurgulanan şarkıdan da biraz bahsetmek gerek; orta okul zamanlarımı hatırlatmakla birlikte sözleri benim şu anki halime yazılmış gibi... Daha önce hiç bu kadar zamanı uyumlu hissetmemiştim. Bir de şarkıdan önce Zardanadam'ın Kafam Seninle Güzel albümünden Gidiyor Gençliğim şarkısı dinlenirse sanırım şu anki hissime daha yaklaşılmış olabiler.
İnsanlara öyle gözükmüyor olabilirim ama içten içe pek bi sıkılıyorum... Eskiden de elbette dertlerim varmışdır, ''abartıyorsun lan!'' dediğim de oluyor... ama şu anda yoktu gibi hatırlıyorum... Sanırım bunun içinde biraz hatıramın güçsüz olmasına sevinmeli, alkol'e destekleri için unutmadan teşekkür etmeliyim...
Neyse bu kadar yazdıktan sonra yeni projeye az-buz yer ayırmalı... Turgut kardeş ile konulu geyik muhabbetleri yapıp bunları yayınlayacağımız bir blogumuz olsun mu lan deyiştik. Hem kendimize hem de eskisi kadar sık görüşemediğimiz arkadaşlara kafayı boşaltmaya birşeyler sağlamış olma bahanesi ile kendi geyik kabiliyetimizi denetleyip kapasitemizi arttırmada bize faydası olacağına inanıyorum.
Tunç
Ohh be! İyi geldi birşeyleri bloga vurmak...
Yok yok sana demiyorum bana diyorum... Katlanılabilir iki cümleyi bir araya getiremeyen bir toplumun üyelerinden bir de blog yazmasını beklemek zaten salaklık kremalı mucize olur. Blogger menüsünde her ''sonraki blog'' linkine tıkladığımda bu toplum kökenli bir blog çıkmamasına şaşırmıyorum. Neyse üstteki soruya gelelim. Bu soruyu artık kendime sormaz olmuştum, hatta onlar için ne ifade ettiğini tahmin bile edemesem de, soran arkadaşlara da haksız bulamayacakları güzel gerekçeler ile cevap verip benim zerre sıkıntımı bile almayacak bir bahiste konuşma meşguliyetinden de kurtulmuş oluyordum.
Bugün biraz birşeyler yazasım geldi, haydi dedim... Hem gelecek çalışma(konsept beyau) için pasımı atmış olurum, hem de okuyup beğenmediğim kitaplarda bile olan ''toparlama bölümü bakımından'' eksik kalmam. Sonra arkamdan falan kovalar blog, aman... Buradaki gibi şeyler yazmaya hevesim yok değil, belki de eser devam ederim... Encek, artık daha farklı şeyler ile ilgili içeriğim de olsun istiyorum. Geleceğime mektuplardan başka bugünü keyifli hale getirmek için birşeylere-hedeflere ihtiyacım var. Az önce dinler olduğum şarkı** sayesinde hatırladığım gibi ''eskiden daha keyifli, daha dertsizdim...''. Bugün keyfimi yerine getirecek çokşeylere ihtiyaç duyuyorum.
** ile vurgulanan şarkıdan da biraz bahsetmek gerek; orta okul zamanlarımı hatırlatmakla birlikte sözleri benim şu anki halime yazılmış gibi... Daha önce hiç bu kadar zamanı uyumlu hissetmemiştim. Bir de şarkıdan önce Zardanadam'ın Kafam Seninle Güzel albümünden Gidiyor Gençliğim şarkısı dinlenirse sanırım şu anki hissime daha yaklaşılmış olabiler.
İnsanlara öyle gözükmüyor olabilirim ama içten içe pek bi sıkılıyorum... Eskiden de elbette dertlerim varmışdır, ''abartıyorsun lan!'' dediğim de oluyor... ama şu anda yoktu gibi hatırlıyorum... Sanırım bunun içinde biraz hatıramın güçsüz olmasına sevinmeli, alkol'e destekleri için unutmadan teşekkür etmeliyim...
Neyse bu kadar yazdıktan sonra yeni projeye az-buz yer ayırmalı... Turgut kardeş ile konulu geyik muhabbetleri yapıp bunları yayınlayacağımız bir blogumuz olsun mu lan deyiştik. Hem kendimize hem de eskisi kadar sık görüşemediğimiz arkadaşlara kafayı boşaltmaya birşeyler sağlamış olma bahanesi ile kendi geyik kabiliyetimizi denetleyip kapasitemizi arttırmada bize faydası olacağına inanıyorum.
Tunç
Ohh be! İyi geldi birşeyleri bloga vurmak...
Perşembe, Temmuz 23, 2009
Elimin Altında Bulunsunlar
Selam olsun yine bizim ellere...
Eskilerde dinlediğim şeylerdi, trende bir anda aklıma esmişti, birini buldum sonra diğerleri arkasından geldi... İlk aklıma gelen en altta sonrasında bulduklarım sırasıyla üstüne geldi... Dahasını da ekleyebilirim listeye ama şimdilik bu kadar yeter sanırım...
Buyrun ilginize, ilgime...
Tunç
Not: Facebook'a bulaştım blog'u unuttum iyicene... iyiden iyiye bir düzenleyip tekrar canlandıracağım burayı, söz olsun gelecekteki ben :)
Eskilerde dinlediğim şeylerdi, trende bir anda aklıma esmişti, birini buldum sonra diğerleri arkasından geldi... İlk aklıma gelen en altta sonrasında bulduklarım sırasıyla üstüne geldi... Dahasını da ekleyebilirim listeye ama şimdilik bu kadar yeter sanırım...
Buyrun ilginize, ilgime...
Son olarak;
Daha;
Ayrıca;
İlk olarak;
İyi seyirler,Daha;
Ayrıca;
İlk olarak;
Tunç
Not: Facebook'a bulaştım blog'u unuttum iyicene... iyiden iyiye bir düzenleyip tekrar canlandıracağım burayı, söz olsun gelecekteki ben :)
Çarşamba, Temmuz 08, 2009
b i s i k l e t l e: Delmece
b i s i k l e t l e: Delmece
Geçmiş günlerde Delmece yaylasına bisiklet ile gitmiştik... Hem mevcut tembeliğimden hem de bir kez daha gidip öyle yazmayı istememden birşey yazamamıştım... Turda gezilen mekanlar hakkında, görülen olaylar ve hissedilenler ile ilgili bu linkte birşeyler bulabiliriz...
Ayrıca gezilen mekanlar ve çevre iller ile ilgili şu linklerden faydalanmak fayda sağlayacaktır... Yalova çevresi için yapılan çok faydalı bir girişim olan MAVİ_YEŞİL YOL ile ilgili http://www.yesilmaviyol.com/proje.asp ve http://www.yalova.gov.tr/harita/harita.html linkleri tam keyfinize göre...
İyi okumalar,
Tunç
Geçmiş günlerde Delmece yaylasına bisiklet ile gitmiştik... Hem mevcut tembeliğimden hem de bir kez daha gidip öyle yazmayı istememden birşey yazamamıştım... Turda gezilen mekanlar hakkında, görülen olaylar ve hissedilenler ile ilgili bu linkte birşeyler bulabiliriz...
Ayrıca gezilen mekanlar ve çevre iller ile ilgili şu linklerden faydalanmak fayda sağlayacaktır... Yalova çevresi için yapılan çok faydalı bir girişim olan MAVİ_YEŞİL YOL ile ilgili http://www.yesilmaviyol.com/proje.asp ve http://www.yalova.gov.tr/harita/harita.html linkleri tam keyfinize göre...
İyi okumalar,
Tunç
Pazartesi, Haziran 15, 2009
Bugün Sözlük Okudum
Selamlar,
Birisine gidip bugün sözlük okudum dediğimizde çok entel işi, biraz havaya girmiş, burnu havaya kalkmış gibi bakılırdı... Ama internet alemi ile birlikte biraz bilgi kirliliği biraz ise eğlenceli bir şekile bürünen sözlüklerden birkaç seçme ekliyorum buraya... Nasıl geldim bunları okumaya, nereden başladım bilemiyorum ama ulaştığım nokta buralar ve ben komik bulup kaydetmek istedim...
1- ?
2-?
3-?
Neyse vaz geçtim, bu da böyle bir yazı olsun... Herkesin ilk 3'ü durumuna göre farklılık gösterir... Beğenilerimi, düşüncelerimi bu kadar açık etmek, artık göstermek istediğim bir davranış biçimi değil... sanırım...
Birisine gidip bugün sözlük okudum dediğimizde çok entel işi, biraz havaya girmiş, burnu havaya kalkmış gibi bakılırdı... Ama internet alemi ile birlikte biraz bilgi kirliliği biraz ise eğlenceli bir şekile bürünen sözlüklerden birkaç seçme ekliyorum buraya... Nasıl geldim bunları okumaya, nereden başladım bilemiyorum ama ulaştığım nokta buralar ve ben komik bulup kaydetmek istedim...
1- ?
2-?
3-?
Neyse vaz geçtim, bu da böyle bir yazı olsun... Herkesin ilk 3'ü durumuna göre farklılık gösterir... Beğenilerimi, düşüncelerimi bu kadar açık etmek, artık göstermek istediğim bir davranış biçimi değil... sanırım...
Pazartesi, Nisan 20, 2009
Kafanı Kullan Buna Mecbursun
Bu video'yu izleyince ilk başta alışılmış ve (bence) haksız İsmet Paşa eleştirileri geliyor aklıma, İsmet Paşa şöyle kötüydü, böyle kötüydü diyip A. Menderes ve ondan sonra gelen ve onunla aynı yolda gidenleri övme gayreti taşıyor gibi bu video. Ancak hedef İsmet Paşa gibi gösterilip Atatürk'e laf söyleme gayretlerini hissetmekteyim...
Sinan Çetin'in benim tarafımdan hoş karşılanmadığı beni tanıyanlar tarafından bilinmektedir. Kendisinin ne olduğunu hala anlamlandıramamış ve kendisine ve kendisi gibilere herhangi bir takdir edilesi görev biçememişimdir...
Sinan Çetin'in bu video'yu hazırlamasına bir söz söylememekteyim. Bildiğim kadarıyla onun ideolojisinde birisinden beklenecek bir davranıştır, takdir etmemekteyim... Ancak böyle bir video'yu öven insanlara diyeceğim vardır; önce insanın biraz kafasını kullanmasına gerek vardır...
- Türkiye'de ilk Radyo kaç yılında kurulmuştur?
- Ne amaçla kurulmuştur?
- Ekrandan geçen birkaç sayı ile ifade edilen tarihte Atatürk hayatta mı? Yasaklanma kararında ne şekilde etkili olmuştur?
- Bu video bundan çok ileri tarihlerde geçmişe yönelik bir belge olarak kullanılabilir mi?
Bu soruları kendine sorup, cevabını almadan bu tür videoları övgü dolu ifadelerle yaymak yanlış olur diye düşünmekteyim... Eksik ve maksatlı hazırlanmış bir videodur, altında art niyet ararım demeyi borç bilirim. Şimdi soruların cevabını vermeye çalışayım...
''6 Mayıs 1927 Tarihinde Türkiye'de ilk radyo yayını Eşref Şefik tarafından Sirkeci'de vatandaşlarda radyo alıcısı bulunmadığı için hoparlörler ile yapılabilmiştir.''(Alıntı-1)
Türkiye'de Radyo gazeteci Sedat Nuri İleri ve Hayreddin Hayreden isimli amatör telsizci'nin çabaları ile kurulabilmiş. Milletin geri kaldığı ve bu tür yenilikleri hazmedemeyeceğini düşünerek hükümet yetkilileri tarafından redd edilmiş. Hayreddin Hayreden'in kendi ürettiği radyo'yu Ata'ya dinletme fırsatı bulmasıyla beraber ise yolu açılmış... Radyo alıcısının denenmesi sırasında Rus radyosunun propaganda yaptığını fark eden Atatürk, derhal radyo kurulması girişimlerinin hızlandırılmasını sağlamış.(Alıntı-1)
Buradan radyo'un kuruluş amacının Rus radyosunda şahit olunduğu gibi devrimlerin anlatılması ve toplumsal fayda niyetinin etkisinde olduğu kolayca anlaşılabilir. Yanlış anlaşılma da olmasın, tabii ki meydana gelen yanlışlıklar vardır. Ancak bu yanlışlıkların meydana gelmesinde asıl sorumlu kişiler, bugün bu konuları iyice anlamadan, sorgulamadan paylaşanlar bir ortak özelliğe sahiptir; kafasını kullanmamak...
Ekranda geçen tarihte ise Atatürk Cumhurbaşkanı'dır. Yaptığı bir konuşma ile(Alıntı-2) (1 Kasım 1924) yayınlardaki Türk Müziğinin yeterli düzeyde olmadığı ve geliştirilmesi gerektiğini, Rusların, Avrupalıların kendi müzikleri için yaptığı evrensel düzeye yükseltme işleminin Türk Müziği için de yapılması gerektiğine inancını dile getirmiştir. Bu konuşması nedeniyle de bahsi geçen video'da olaylar art niyetle yorumlanmış, eksik bilgilendirme ile izleyici yönlendirilmektedir. Böyle cesaretsiz ve iki yüzlü bir yöntemle Atatürk sorumlu olarak gösterilmeye çalışılmıştır.
Örneğin; eğer Türk Radyoculuk tarihinde eleştirilmesi gereken birşey var ise Menderes döneminde hiçbir anten yapılmaması ve radyonun İktidarın Borozanı haline getirilmesi olmalıdır.(Alıntı-3) Ancak bu arkadaşlar bunları yok sayıp bugünlerden geriye giderken o tarihleri es geçmektedirler...
Özetle bu video'yu yapanları, emeği geçenleri ve paylaşanları takdir etmiyorum. Ayıplıyorum!
Tunç
Ayrıca http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/1219/ linkindeki yorumları olan arkadaşların yazdıklarınızı da okumanızı tavsiye ediyorum.
http://www.dostlukmerkezi.net/forum/showthread.php?t=20518 linkinde 1 Kasım 1934'te Atatürk'ün TBMM açılışındaki konuşmasında neler söylediği ile ilgli paragraflar konu ile ilgili bilgi vermektedir.
''İnsanları yanıltma bu bir emirdir'' isimli yazıyı okumanızı da ayrıca tavsiye ediyorum. Bu yazıda geniiş ayrıntılar ile konu hakkında açıklamalar yapılıyor.
Alıntı-1:http://www.istanbul.edu.tr/4.boyut/cumhuriyet/dosyalar/nese_kars.htm
Alıntı-2: http://fikirizleri.blogspot.com/2008/11/insanlari-yaniltma-bu-bir-emirdir.html
Alıntı-3: http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27de_radyo_ve_televizyonun_ge%C3%A7mi%C5%9Fi
''6 Mayıs 1927 Tarihinde Türkiye'de ilk radyo yayını Eşref Şefik tarafından Sirkeci'de vatandaşlarda radyo alıcısı bulunmadığı için hoparlörler ile yapılabilmiştir.''(Alıntı-1)
Türkiye'de Radyo gazeteci Sedat Nuri İleri ve Hayreddin Hayreden isimli amatör telsizci'nin çabaları ile kurulabilmiş. Milletin geri kaldığı ve bu tür yenilikleri hazmedemeyeceğini düşünerek hükümet yetkilileri tarafından redd edilmiş. Hayreddin Hayreden'in kendi ürettiği radyo'yu Ata'ya dinletme fırsatı bulmasıyla beraber ise yolu açılmış... Radyo alıcısının denenmesi sırasında Rus radyosunun propaganda yaptığını fark eden Atatürk, derhal radyo kurulması girişimlerinin hızlandırılmasını sağlamış.(Alıntı-1)
Buradan radyo'un kuruluş amacının Rus radyosunda şahit olunduğu gibi devrimlerin anlatılması ve toplumsal fayda niyetinin etkisinde olduğu kolayca anlaşılabilir. Yanlış anlaşılma da olmasın, tabii ki meydana gelen yanlışlıklar vardır. Ancak bu yanlışlıkların meydana gelmesinde asıl sorumlu kişiler, bugün bu konuları iyice anlamadan, sorgulamadan paylaşanlar bir ortak özelliğe sahiptir; kafasını kullanmamak...
Ekranda geçen tarihte ise Atatürk Cumhurbaşkanı'dır. Yaptığı bir konuşma ile(Alıntı-2) (1 Kasım 1924) yayınlardaki Türk Müziğinin yeterli düzeyde olmadığı ve geliştirilmesi gerektiğini, Rusların, Avrupalıların kendi müzikleri için yaptığı evrensel düzeye yükseltme işleminin Türk Müziği için de yapılması gerektiğine inancını dile getirmiştir. Bu konuşması nedeniyle de bahsi geçen video'da olaylar art niyetle yorumlanmış, eksik bilgilendirme ile izleyici yönlendirilmektedir. Böyle cesaretsiz ve iki yüzlü bir yöntemle Atatürk sorumlu olarak gösterilmeye çalışılmıştır.
Örneğin; eğer Türk Radyoculuk tarihinde eleştirilmesi gereken birşey var ise Menderes döneminde hiçbir anten yapılmaması ve radyonun İktidarın Borozanı haline getirilmesi olmalıdır.(Alıntı-3) Ancak bu arkadaşlar bunları yok sayıp bugünlerden geriye giderken o tarihleri es geçmektedirler...
Özetle bu video'yu yapanları, emeği geçenleri ve paylaşanları takdir etmiyorum. Ayıplıyorum!
Tunç
Ayrıca http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/1219/ linkindeki yorumları olan arkadaşların yazdıklarınızı da okumanızı tavsiye ediyorum.
http://www.dostlukmerkezi.net/forum/showthread.php?t=20518 linkinde 1 Kasım 1934'te Atatürk'ün TBMM açılışındaki konuşmasında neler söylediği ile ilgli paragraflar konu ile ilgili bilgi vermektedir.
''İnsanları yanıltma bu bir emirdir'' isimli yazıyı okumanızı da ayrıca tavsiye ediyorum. Bu yazıda geniiş ayrıntılar ile konu hakkında açıklamalar yapılıyor.
Alıntı-1:http://www.istanbul.edu.tr/4.boyut/cumhuriyet/dosyalar/nese_kars.htm
Alıntı-2: http://fikirizleri.blogspot.com/2008/11/insanlari-yaniltma-bu-bir-emirdir.html
Alıntı-3: http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27de_radyo_ve_televizyonun_ge%C3%A7mi%C5%9Fi
Perşembe, Nisan 09, 2009
Perşembe, Mart 19, 2009
Zeka Testi
Biraz önce çok özel kanallardan elime bir IQ testi ulaştı. Turkish IQ Test v1.0 diye anılmakta kendileri... Bu IQ testi ve diğer bir sürü IQ testi anket vs sonuçlarının doğru olmadığını, güvenilir olmadığını, karşılaştırılabilir olmadığını düşünüyorum. Ama hazır elime geçmişken bir deneyeyim bakayım ne olacak dedim.
Çözdükten sonra sonuçları beklerken gördüm ki tüm test süresince terbiyesiz benlen dalga geçip duygularımlan oynadı... Sonuçlar alttaki eklenmiş fotoda görülebilir, iyi seyirler, iyi eğlenceler...
Ekran görüntüsünü buraya koymamın bir sebebi de daha ileriki bir zamanda tekrar çözüp ne kadar zeka geriliği olmuş onu görebileyim ve test'in güvenilirliği konusunda bir yorum üretebileyim diye bir belge olması, tekrardan iyi seyirler, iyi eğlenceler... Zeka Testi 2 başlıklı yazıda görüşmek ümidiyle...
Çözdükten sonra sonuçları beklerken gördüm ki tüm test süresince terbiyesiz benlen dalga geçip duygularımlan oynadı... Sonuçlar alttaki eklenmiş fotoda görülebilir, iyi seyirler, iyi eğlenceler...
Ekran görüntüsünü buraya koymamın bir sebebi de daha ileriki bir zamanda tekrar çözüp ne kadar zeka geriliği olmuş onu görebileyim ve test'in güvenilirliği konusunda bir yorum üretebileyim diye bir belge olması, tekrardan iyi seyirler, iyi eğlenceler... Zeka Testi 2 başlıklı yazıda görüşmek ümidiyle...
![]() |
| Kimden İstanbul'dan Albüm |
Cumartesi, Mart 14, 2009
Kral Çıplak
Hikayeyi bilmeyen var mı bilmiyorum, ama bu yazıyı okuyabilen bir kişi bir arama motoruna Kral Çıplak yazıp aratırsa kolayca bulup okuyabilir.
Memlekette uzun bir süredir devam eden ''yolsuzluk, usulsüzlük'' tartışmaları gündeme oturdu. Bu konuda bir fikir sunumu okuduğunuz; bazı konuları birbiriyle ilişkilendirip fikir zenginleştirilmesini bekliyorum...
Mevcut durum insanların içinde bulunduğu uyuşukluktan uyarılması gerekliliğinden başka birşey değil. Yapılması gereken[beklenen] herkesin inanacağı masum bir çocuğun çıkıp ''Kral Çıplak!'' diye bağırması... Ne ilginçtir ki bahsettiğim çıplak krallar örtünmeyi sömürerek başa geldiler. Umarım beklediğimiz ufaklık kısa sürede ortaya çıkar...
Memlekette uzun bir süredir devam eden ''yolsuzluk, usulsüzlük'' tartışmaları gündeme oturdu. Bu konuda bir fikir sunumu okuduğunuz; bazı konuları birbiriyle ilişkilendirip fikir zenginleştirilmesini bekliyorum...
Mevcut durum insanların içinde bulunduğu uyuşukluktan uyarılması gerekliliğinden başka birşey değil. Yapılması gereken[beklenen] herkesin inanacağı masum bir çocuğun çıkıp ''Kral Çıplak!'' diye bağırması... Ne ilginçtir ki bahsettiğim çıplak krallar örtünmeyi sömürerek başa geldiler. Umarım beklediğimiz ufaklık kısa sürede ortaya çıkar...
Nice Sözler Duydum
Aynen başlıktaki gibi; nice sözler duydum, böylesini duymamışım. Eğer duysaydım kesinlikle kaynağını öğrenir, tam anlamıyla bellerdim.
Bu sözleri dile getirmemin sebebi alttaki alıntı;
Sözün beğenilmesindeki sebep ''Eylem ve Vicdan'' arasındaki dengeyi iyi kuramayan ve genellikle meyvelerin yere dökülüp ezilmesi gerçekleşene kadar vicdanının etkisinde kalanlardan olmamla alakalı. İçinde bulunduğum çeşitli durumlardan -mesleki, sosyal, ticari vd.- buna örnek çıkarabilecek olduğumun bilinci ile buraya bunu kaydediyorum. Tembellik, kendinden emin olamamak veya çekingenlik nedeniyle birçok insanın da düşüncelerini dizginlemekte ve isteklerini ertelemekte[sahip olduklarının esiri] olduğunu biliyoruz. Daha da kötüsü şahit olduğu ve karşılaştıkları keyifsizlikler karşısında bunları içine atıp susan tepkisizleşen insanların etkisine gün geçtikçe bizlerde katılıyoruz...
Günümüzde ''Sahip olduklarının sana sahip olması'' şeklinde kapital sistem eleştirileri veya ''mahalle baskısı vb. gibi'' sosyal ilişkilerin eleştirisi olarak karşımıza çıkan bu durum güncel sorunların aslında içsel bir dengesizlik[:)] neticesi olduğu konusunda fikir veriyor. Bu durumda ekonomik veya sosyal sistemlerin etkileri olduğu inkar edilemese bile asıl problemin onlar olmadıkları konusunda düşüncelere destek ve hatta kaynak olmakta... Hazır bahsi açılmışken ''Sahip olduklarının sana hükmetmesi'' ile ilgili fikirler barındıran Fight Club filminin izlenmesi bu konuda düşünce belirten kimi fikir paylaşımcıları ve Zardanadam'ın Neden Dedim Kendime isimli şarkısı şahsım tarafından işte tam burada tavsiye edilmekte...
Yakın zamanda Nitçe'nin adını doğru yazmaya başlamayı ve okuduğum kitapları ile ilgili paylaşımları yapmak dileği ile;
Bu sözleri dile getirmemin sebebi alttaki alıntı;
''Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, ta ki yere dökülüp ezilinceye kadar.''Kaynağı emin olmasam da Niçe olarak dillendirilmekte, şahsım tarafından buna inanılmakta ve bu sebeple de başlık üstteki şekilde meydana gelmekte...
Sözün beğenilmesindeki sebep ''Eylem ve Vicdan'' arasındaki dengeyi iyi kuramayan ve genellikle meyvelerin yere dökülüp ezilmesi gerçekleşene kadar vicdanının etkisinde kalanlardan olmamla alakalı. İçinde bulunduğum çeşitli durumlardan -mesleki, sosyal, ticari vd.- buna örnek çıkarabilecek olduğumun bilinci ile buraya bunu kaydediyorum. Tembellik, kendinden emin olamamak veya çekingenlik nedeniyle birçok insanın da düşüncelerini dizginlemekte ve isteklerini ertelemekte[sahip olduklarının esiri] olduğunu biliyoruz. Daha da kötüsü şahit olduğu ve karşılaştıkları keyifsizlikler karşısında bunları içine atıp susan tepkisizleşen insanların etkisine gün geçtikçe bizlerde katılıyoruz...
Günümüzde ''Sahip olduklarının sana sahip olması'' şeklinde kapital sistem eleştirileri veya ''mahalle baskısı vb. gibi'' sosyal ilişkilerin eleştirisi olarak karşımıza çıkan bu durum güncel sorunların aslında içsel bir dengesizlik[:)] neticesi olduğu konusunda fikir veriyor. Bu durumda ekonomik veya sosyal sistemlerin etkileri olduğu inkar edilemese bile asıl problemin onlar olmadıkları konusunda düşüncelere destek ve hatta kaynak olmakta... Hazır bahsi açılmışken ''Sahip olduklarının sana hükmetmesi'' ile ilgili fikirler barındıran Fight Club filminin izlenmesi bu konuda düşünce belirten kimi fikir paylaşımcıları ve Zardanadam'ın Neden Dedim Kendime isimli şarkısı şahsım tarafından işte tam burada tavsiye edilmekte...
Yakın zamanda Nitçe'nin adını doğru yazmaya başlamayı ve okuduğum kitapları ile ilgili paylaşımları yapmak dileği ile;
''görüşmek üzere!''
En Son Yürekler Ölür
Birçoklarının bildiği gibi ben FikriMühim birisiyim. Bu durumdan dolayı yeni çıkmış ürünlerin haberleri ve tadımlıklar gönderilmekte, yeni çıkan projeler hakkında fikrim anketlerle toplanmakta, ilgimi çeken kitaplar hediye edilmekte vs vs...
Bunun dışında son gerçekleşen hadise Altın Kitaplar serisinden çıkmış olan Canan Tan imzalı ''En Son Yürekler Ölür'' isimli kitabın ilk kısımları bir link aracılığı ile okumama açıldı. Bu link'i de ilginizi çekebilir diye sizlerle paylaşıyorum.
İnternet aracılığı ile satın alınan kitaplardaki Önsöz, Giriş veya İçerik kısımlarını okuyamamak bence büyük bir eksiklik. Bu tür bir uygulamanın bu konuda tereddütleri yok edemese bile azaltacağına inanmaktayım...
Haydi iyi okumalar...
Not: Eğer siz de Fikrinizin Mühim! olduğuna inananlardan iseniz bu yazıda altta göreceğiniz, diğer zamanlarda da yandaki rafta duracak olan balona tıklamanızı tavsiye ederim.
Bunun dışında son gerçekleşen hadise Altın Kitaplar serisinden çıkmış olan Canan Tan imzalı ''En Son Yürekler Ölür'' isimli kitabın ilk kısımları bir link aracılığı ile okumama açıldı. Bu link'i de ilginizi çekebilir diye sizlerle paylaşıyorum.
İnternet aracılığı ile satın alınan kitaplardaki Önsöz, Giriş veya İçerik kısımlarını okuyamamak bence büyük bir eksiklik. Bu tür bir uygulamanın bu konuda tereddütleri yok edemese bile azaltacağına inanmaktayım...
Haydi iyi okumalar...
Not: Eğer siz de Fikrinizin Mühim! olduğuna inananlardan iseniz bu yazıda altta göreceğiniz, diğer zamanlarda da yandaki rafta duracak olan balona tıklamanızı tavsiye ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Yayın Başlığı: Herkese Duyurun :P
Başlık yazıyla çok alakalı değil, Blogger'ın Başlık açıklama yazısıyla biraz laf ebeliği... Gelelim konuya; Bir video ve düşündürdükler...
-
İşte burada, Gezegeni Kaşıkla Kurtarmak başlıklı yazıyla ilgili, orayı da okursanız sanırım iyi olur... Sevgiler... Merhaba Tunç Bey, B...
-
[*About.com'dan yararlanılmıştır.] Havalar soğudu ve artık her gün yağmur yağıyor. Mevsim itibariyle bisiklet sürdüğümüz yollar daha ısl...
-
Yukarıda belirtilen tarihlerde Pera Müzesine, birinde ders için sınıfla birlikte, diğerinde gezmek için Sedat'la birlikte gitmiştik. Gez...
