Cumartesi, Ağustos 11, 2007

Gökova Bisiklet Buluşması


Bir forumda gördüğüm haber; evet bisiklet ile ilgili... Buralarda bulunsun gözümün önünde. Zararı gelmez! :) Hatta birileri buradan görür de ilgi gösterir kim bilir :).

Bir bisiklet forumu olan BisikletForum aracılığıyla tanışan insanların buluşmak için Valilik, GSİM gibi resmi kurumlarla ilgili işleride halledip yasal hale getireceleri etkinlik. Umarım bende katılırım...
Sanırım Gökova'da bisiklete binmek için bundan daha iyi bir bahane daha uygun bir ortam bulamam, bulamazsın, bulamazlar; bulunmaz...

Olay ise şudur...

GÖKOVA PEDALLARIMIN ALTINDA BİSİKLET BULUŞMASI–1

Arkadaşlar Merhaba,


Bizler Muğla Bisiklet Platformu çevresinde toplanmış, ülkemizde ve dış ülkelerde çok sayıda bisiklet turuna katılmış, amatör olarak uzun mesafe bisiklet sporu yapan, bisiklet yarışlarına katılan, bisiklet sporunun yaşamımızdaki hayati önemi ve toplumsal sağlık açısından güçlü rolüne inanan, doğayı aktif olarak seven ve koruyan bir ekibiz.

Muğla Bisiklet Platformu olarak amacımız bisiklet sporunu temel araç olarak kullanarak, insan sağlığı, toplum sağlığı ve çevre sağlığını korunmak, sağlıklı bir toplum için gerekli şartları yaratmak, yaşam kalitemizi düzeltmek, çevremizi yerel ve küresel açıdan korumaktır. Ülkemizde ve dünyada barışın sağlanmasının yanı sıra doğa dostu bir spor olan bisiklet turizmi yolu ile, ülkemizde spor ile turizmi birleştirmek, bir kültür ve turizm kenti olan ilimizde spor ile doğanın ve kültürün korunması, geliştirilmesi ve toplum içinde yaygınlaştırılması ve ülkemizde bir ilk olarak her yıl ilimizde bir bisiklet buluşması gerçekleştirilmesi, bu buluşmanın Gökova Körfezinde uluslar arası bir şenlik havasında her yıl tekrarlanarak gelenekselleştirilmesi için faaliyette bulunmaktır.

Ekolojik bir spor dalı olan bisikletin aynı zamanda bir ulaşım modeli olarak ülkemizde bisiklet kullanımını ilerletmek ve teşvik etmek, ulaşım planlaması ve yönetimin dikkatini, bisikletlilerin gereksinimlerine çekmek, bisiklet turizminin, ülkemizde bir turizm alternatifi olarak gündeme sokulmasını sağlamak, çölleşmeyle mücadelede dünyaya örnek bir hareketi Türkiye'den başlatan TEMA ’nın mücadelesine destek vermektir.

Bisikletçiler kendilerine ait bisikletleri ve kamp malzemelerini kullanacaklardır. Konaklama, su ve tuvalet bulunan herhangi bir kampingde yapılacak, yemekler lokantada yenilecek veya bakkal vs den temin edilecek ve sporcular tarafından hazırlanacaktır.

Parkur
1. gün: Akyaka- Akbük- Ören- Çökertme (60 km)
2. gün: Çökertme– Mazıköy- Çiftlikköy- Bodrum (65 km.)
3. gün: Bodrum- Datça Körmen Lmn.(feribotla)- Bördübet- Amazon (45 km)
4. gün: Amazon- Hisarönü- Marmaris- Uçurtma (37 km.)

Tarihler
Başlangıç tarihi ve yeri : 25 Ekim 2007 Perşembe Akyaka
Bitiş tarihi : 28 Ekim 2007 Pazar Marmaris

İletişim için; H.Can DEMİREL hcandemirel[@]hotmail[.]com

daha ayrıntılı bilgi linkteki forumda...
Link

Pazar, Temmuz 22, 2007

Flickr: Loves You

Hey Flickr! sende mi? Bugünleri de mi görecektim yahu? Haydi insan oğlu kararsız, korkularına yenik, kendini bilmez, sıkılgan, utangaç [değil miyiz dostum? :) hangimiz değiliz, di mi? di mi? di mi?...]... sana neler oluyor? Hani ''Flickr; Loves you'' diyordun? [Başlıktaki bağlantı şekile yönlendirilmiş durumda...]

Geyik bir yana Flickr'in yaptığı aşk'ın tarifi olsa gerek... Adamlar koskoca yazmışlar ama yanında lütfen jeton atınız diyor... Benim bildiğim aşk böyle değil Flickr, ayıp oluyor :D.

Buyurunuz görünüz Flickr adresi olan dostlarım, canlarım başıma neler geldi... Sizin de başınıza böyle birşey gelebilir yakında, tedbirinizi alın... Silmek vs. yok, arşive devam ediyor ama eskiyenleri göstermiyor... Aslında güzelde bir olay :)

Hey tuncdemir! About your photos...

You've run into one of the limits of a free account. Your free account will only display the most recent 200 photos you've uploaded. All of your photos beyond 200 will remain hidden from view until you either delete newer photos, or upgrade to a Pro account.

None of your photos have been deleted, and if you upgrade, they'll all come back unharmed.

Aynen böyle; ilgi gösteriniz...
Tunç

Yazıyı gönderdikten sonra şunu gördüm... Bundan sonra Flickr fotolarını nasıl göreceğimiz anlaşılmıştır... Her fotoya bir blog :D

I have a free account. Some of my photos aren't showing up. Why?

On a free account, Flickr limits the number of photos displayed.

If you have fewer than 200 photos, we display them all. If you have more than 200 photos, only the most recent 200 are displayed.

Your photos are not removed from Flickr, only from the list of your photos. If you blogged a photo and it no longer appears in your list, it will still appear on your blog, and the photo's Flickr page will still work just fine.

If some of your photos aren't showing up, don't panic! Just upload some fresh ones. Or upgrade to a Pro Account.

Note: If your free account is inactive for 90 consecutive days, it will be deleted.

Top


Daha var mı?

Geçenlerden bir gün; 17 Tem 2007 saat 14.35. Aklıma birkaç söz gelmiş. O kadar kafiyeli olmuş ki şiir gibi yazıyorum. Şair olduğumu düşünmüyorum ama daha çok gözükeceği için böyle yazıyorum :) Hem böylece paragraf stilinin çözülmezliğinden her parçayı kurtarmış oluyorum... Uc uca eklendiğinde çıkan anlam ile satır satır okunduğunda düşünülebilecekler farklı olduğundan, kararlı bir düşünce halinde bile kararsızlıkta karar kıldığıma sahit oluyorum...

Daha ne günler göreceğim ben,
bu hayat burada biter mi?
Daha ne acılar dertler olacak,
bu kadar hüzün bana yeter mi?

Yorgunluk, yılgınlık, küskünlük ile,
bu günleri harcamamak gerek.
önümüzde var uzun bir gelecek,
nereden neler gelecek tahmin yeter mi?

Üzülmekle ne gelir elden, herşey olacağına varır... Bilmediğim, tahmin edemediğim şeylerin peşinden beklentilerim olmayacak bundan sonra... Ne bu bünye yorulacak, ne de zihnim ezilecek... Yapmam gerektiğini düşündüğümü yapmakta düşündüğüm kadar cesur olamıyorum, gereklilik ile isteklerim çakışıyor yine hayatımda; Heyyamol, yelesar! :)


Tunç

Otobüs İnsanı

Otobüse bindim üzerimde garip bir his var, çevremi insanları gözetliyorum. Kimisi aksi-yaşlı, kimisi çok güler yüzlü, biri çocuk biri koca adam vs. vb. ... ... ... Elbette ki bana göre bir bakış açısı bu, bu mallıklar benimde özelliğim olabilir. Bu yazıda amacım insanlara, bu yazıyı okuyan insanlara ne kadar malsınız sizce, hiç kendinizi tarttınız mı demek değil niyetim. Öyle anlayan olursa uyarayım en baştan...

Aman, öff... yazmıyorum işte... bugün hiç yazı yazasım yok, önümdeki kagıtta olsalar bile... kafamı satırları aktaraya bile toplayamıyorum... habire saga sola gidiyorum, başka işler buluyorum... Söylemek istemediğim sözler de düşünmüyorum oysa...

İğneyi Kendime, Çuvaldızı Kendime...

Blog yazıyorum, birşeyler yazıyor karalıyorum, birşeyler anlattığımı düşünüyorum... Belki birileri okuyor kendini vererek, belki çok uzun-çok zor okuması deyip göz gezdiriyor, belkide kimisi dalga geçmeye yer arıyor.

Blog yazarken amacım ne, en azından amaçlarımdan biri ne diye düşünürken aklıma bu söz geldi. ''İğneyi kendime, çuvaldızı kendime...'' bir deyimin değiştirilmiş hali olan bu söz bence çok şey ifade ediyor. Yukarıdaki 3 okuyucu türünden hangisi olursanız olun bu açıklama sizin işinize ve benim kendimi anlatmama yarayacak diye düşünüyorum. (Aslında birde ben varım okuyucular arasında acaba ne yazmışım diyip arasıra okuyan, ama bu siz değilsiniz, eminim :) [kendime niye siz diyeyim.])

Genelde blogda aklımda kalan anıları not etmesi yada bazı iletişimleri, ilkel görüşüm ve farklı bakış açıları katarak geleceğe iletmeyi düşünüyorum. Elbette bunları apacık yazmıyorum ama yazıyorum. A, B ve kimi zaman C...'lerin oldugu iletişimlerde A'nın B'nin veya C'lerin kim olduğu ve bunlardan hangisinin ne zaman ben oldugumdan bagımsız olarak yerine koymalar yapıyorum.

Birinde esas kahramanlardan A oluyorum, olsam ne yapardım, ne beklerdim, ne duymak isterdim vs. vb. düşünüyorum. Bir de bu beklentilerin karşı tarafı olup nasıl görüldüğünü yada ne bekleyip, istediğini düşünüyorum. Bazende, C'lerin biri olup dışarıdan bu beklenti vs işinin nasıl görüldüğünü canlandırıyorum.

Bazı yazılar işte bu işlemlerden geçip oluşuyordu... Bu işlemler elbette çözüm olmuyordu, ama herşeyi bilip çözmekte mümkün değil, avunuyorum :). Bir sürü veri işlem oluyordu. Hem kimseyi kırmamak, incitmemek adına hem de adil olmak adına en beğendiğim böylece ortaya çıkıyordu. İletişimlerimde içimde kalan söyleyemediklerimi, unuttuklarımı veya yanlış anlaşılabileceleri böylece içime atmıyor, kendimce dışarı vuruyor, hem kendimi rahatlatıyor, hemde kendimi tanıyordum. Bir şekilde susarak kendime yalan söylemeyide engellemiş oluyordum.

Bu yöntemle en azından bazı durumlarda kendimden emin olup tekrarlarında daha açık, daha uygun yolu bulmuş oluyordum. Belki iletişimler çok yavaş ilerleyip çok zor oluyordu, ama sürekli kontrolümde ve istenmeyenden uzak oluyordu. İğneyi kendime çuvaldızı kendime batırıyordum, şarkıdaki gibi benim karıştığım sınırlarımı bilemediğim durumlarda...

Tunç
14 Tem 2007 21.30-22.30
Not: Yazmışım ama şu anda yazdıklarımdan bende birşey anlamıyorum :D. Neden neyi düşünerek yazmışım ki? Ya da ne olmuş silinmiş kafadan bütün izler? Hayırlısı artık...

Cuma, Temmuz 13, 2007

Kim bilir?

Bugün bu soruyu çeşitli bahanelerle çok kez kullandım. Herhangi bir şarkıda geçtiğinden değil, aklıma geldi. Ancak sohbeti bir şekilde o şarkılara çevirebildiğim birçoklarının malumudur. Geyik olmaya dursun, hemen yönümü dönebiliyorum ona doğru :). İyi ama neydi o şarkılar? [Kim bilir? ... biraz düşünüp hatırlamaya çalışalım, bakalım aklınıza ilk ne geliyor, başka neler geliyor?]

Elime kağıt kalem alıp birşeyler yazmamın sebebini ise bir ben bilirim. Belki de bunu okuduktan sonra kafanızda bazı fikirler oluşacak ama hala'da bir ben bilirim diyorum... buna göre düşünün!. . İletişim sorunlarıyla ilgili uzun süredir aklıma gelenleri bugün yazıyorum. İnsanlarla iletişim kurduğunuzda tamamen kusursuz olacak diye bir beklentim yok, ancak bunun için biraz çaba sarf etmelerini beklemek yanlış değil, işe yarar... bence!

Dediğim gibi iletişim kusursuz olmasını beklemiyorum; illaki bazı kusurlar olacak... Belki kelime seçiminde, belki söyleme tarzında, belki o gün içinde bulunulan histe, halde, havada, düşüncede vs. vb.. Ancak bunların yol açtığı yanlışlığı fark ettiğinizde hatanızı düzeltme, belkide bir küçük özür ile iyi niyetinizi belirtmeden zarar gelmez.

Sohbetlerinizde karşınızda* karşılıksız bir şekilde iyi niyet belirtisi size zarar getirmez, güzel birşey derler. Ancak bunun sizin için yorucu ve sıkıcı olduğunu unutturmamakta gerekli. Beklentilerin yorucu olduğunu Zardanadam söylüyor zaten, bu başka bir yazının konusu... Ama insanların gözünde yüksek beklentilere yol açarsanız bazı sonuçlarda görünürde* kusurlu olmanız kaçınılmaz oluyor... Hata yaptığınızda sürekli boynunuzu büküp özür dilerken karşınızdakiler benzer durumlara düştüklerinde sürekli gurur yapıp bunu dillendirmezse hatta hiç böyle bir şeyi düşünmez ise o zaman canınız sıkılacağı kesindir. Bu normaldirde, çünkü beklentileri poh-pohlayıp yükseltende sizsiniz.

Başlıkta kim bilir? yazmışız, şarkının birinin hatırlattığı gibi çok belirgin aslında; bu gidişin bir dönüşü olacak mı sorusunu sorduruyor. Seçim zamanı herkesin ''bu böyle gitmez!'' dediği bir zamanda benim böyle gitsin dememi ancak bazı eklentilerle uygun hale geliyor. Düşünce yapısında bir süre susmak kendini dinlemek en iyisi derler. Herkesin kırgınlık, kızgınlık gösterdiği zamanda sessizlik, sakinlik katmak hem ortamı yatıştırır hemde insanların kendisini tartmasına yol açar... Tüm bunların sonunda okuduğum birşeylerden aklıma gelenler oluyor... Bu tür piskolojik durumlarda insanların nasıl hareket edeceği, nasıl davranacağı tahminler içerisinde yerini alıyor.

Haadi hayırlısı...
Tunç

Cuma, Haziran 22, 2007

Yolda 6?

Gerçekten hatırlamıyorum, çok uzun bir ara oldu yolda serisine birşey yazmayalı ama bu sabah birşeyler yazmalıyım dedim... Aklıma sıra sıra düşünceler geldi kiminin takısı kiminin bakışı aklıma birkaç hatırayı getirdi... Ardı ardına küçük paragraflar oluşturdum ve yazdım... Günün başında bunları yaşadım, sonunda ise ortada olanlar hüzüne boğmuştu beni, üzüntüyle yorum yapmamak için daha sonraları günün anlam ve ehemmiyetini açıklamaya çalışacağım... Ancak bir hocamın en az 10 kere tekrarladığı '' çok güzel, bugün senin için dönüm noktası! çok güzel'' dediğini belirtmeden edemeyeceğim... Acaba hoca benim için bu sözlerin ifade ettiklerini aynı anlamda düşünüyor muydu derseniz bilmiyorum demek yalan olur! ''Çanakkale çok modern, Marmaris gibi :D'' başka söze gerek kalmıyor bundan sonra :)...

Neyse biz ''Yol'' yazımıza dönelim... 3 başlıktan oluşan paragraflar bu sefer... bence hoş küçük fıkramsılar oldu...

Alışmış mı Kudurmuş mu?
Var mıdır hiç arkadaşınız? Vardır elbet, arkadaşsız hiç olmaz! Peki özel olan arkadaşlarınız var mı? Uzun süre göremeyince üzüldüğünüz, sıkıldığınız, hatta kudurduğunuz? Yok yok, yanlış değil kudurduğunuz, yanlış değil, nazik olmak için alıştınığınız mı yaz diyorsunuz? Yook yoook! Aşağıda aradığınız...

Bütün bunların yanında bazı yakınlarınızda vardır ki onlara alışırsınız! Arkadaşlarınız gibi değildirler, kudurmazsınız, mantıklı, uslu kararlar verirsiniz. Yaptıklarınız sizi yormaz, istediğinizdir, ama bazen üzer bile. Belki siz üzülmek istediğinizden belkide öyle olması gerektiğine saçma bir romantizmle inandığınızdan... Belkide üzülmesini istemediğiniz ''biri''nin farkında olmadan üzülmesine yol açarak...
Neyse işin ilginç bir diğer yanı tüm bunların yanında ufak bir süre görmekle bile yetinerek? Hani derler ya alışmış kudurmuştan beterdir diye onun gibi birşey herhalde...

Yoksa eğer alışkın olduğunuz, illaki dostlarınız vardır. Onların hepsini toplasanız ''o biri'' etmezler ne yazık ki, ama onlarda çok önemlidir. Dostunuz sizin dostluğunuzdur. Zaten ne demişler, ''dostluk kazansın!'' Yok yukarıyı söyleyen birinin sadece buna doğru demesi düşünülemez değil mi? Dostluk kazanırken kazanmaya çalışmakta önemli, son zamanlarda bunu demeye çalışıyorum ama şu ana kadar beceremedim sanırım. [Bir önceki yarım kalmış yazı da cabası... başlığa bak sen... :O]
21.06.2007-21A'Bostancı

Çiçek
İlginç bir canlı topluluğuyuz. Kendimize özgü birşeyler yaratmışız, törenler-kutlamalar, yaslar... Çok garip ''neden?''i olmayan alışkanlıklar. Gerçekten çok garip inanmıyor musunuz? o zaman buyurun buradan yakın!

Basit bir soruyla başlayalım nedir çiçek[başlık bu ya!]. Bir çiçekle veya çiçeklerle neler yaparız, neler yapmayız. Açıkçası ne yapmayızı tam bilemiyorum, bir yerden bununla ilgili bir link ya da liste bulursam buraya eklerim, söz! :). Ama ne yaptığımız sorarsanız bir sürü şey aklımıza gelir. Açılışlara çiçek göndeririz kapanışlara çiçek göndeririz. Düğüne göndeririz hatta cenazeye göndeririz. Eski bir arkadaşa çiçek göndeririz, sevgiliye çiçek göndeririz. ''Hastaya'' çiçek göndeririz. Acaba abartmıyor muyuz, yoksa çiçek zırt pırt diye tutturana bir laf mı atıyoruz, hastasın sen diye?

Eğer merak edilen bir husus ise; yok! ben daha kimseye çiçek gönderecek cesareti bulamadım, o çiçeği kafaya yemekte var sonuçta :). Ama benim içinde bulunduğum halden dolayı bir çiçeğe ihtiyacım var, hastayım galiba! :)

Manisa'da Manyetik
Üsttekiler yaıldıktan sonra otobüste aceleyle aklıma bu alttakiler geldi. Boynunda yusufcuk(kolye) olan bir genç kızımızın yazmış olduğum çiçek başlıklı kısa yazı sonrası aklıma getirdikleri burada.

Ben, ve 3 kişi daha(kim oldukları anlatılanla ilgili değil, o yüzden belirtme gereği görmüyorum.) Manisa'da araziye gitmiştik; krom arıyoruz, eğlenceli sohbet dolu, ilklerle dolu... Yola çıkmadan öncede garip hikayeler var doğrusu...

İlkler deyince nasıl ilkler bunlar denmesin, illaki ilk krom arayanlar biz değildik :), ilk bulamayanda... ancak benim için ilk hamam, ilk kelle paça çorba, ilk şarap şişesinden su içilen bir ilkler dizisiydi. Köftecide yandım(aynı köfteciye daha önce ablam ve eniştemle gitmiştim), dayandım ve ilk defa bir yabancıdan hediye(rüşvet? bir etik mesela ne hediyedir ne değildir...) olarak kestane şekeri ve kavun aldım(hediye edileni ne sandınız :D).

Arazi sırasında çekilen fotograflardan birinde bir yusufçuk bir çiçek etrafında pervane oluyordu... Pervane olmakla kalmıyor onun güzelliğine süs oluyordu. Böylece böcekli kolyelere farklı bir düşünce yüklemekle beraber, kendine böcekli kolyeleri uygun görenlerin çiçeklere özendiğini söylemekte haksızlık olmaz diyorum...

Bu arada, az önce bana bir çiçek lazım, hastayım demiştim değil mi? İçimi döktüğüm bu saatten sonra bi anlamı olabilir mi bilemiyorum ancak ilk defa okuldan dönerken değil, okula giderken yazı yazıyorum, hayırlı olsun.
21.06.2007 129L

Tunç
[Sabahın Köründe düzenleme yapamadım, zaten zor okudum afedersiniz :)]

Yayın Başlığı: Herkese Duyurun :P

Başlık yazıyla çok alakalı değil, Blogger'ın Başlık açıklama yazısıyla biraz laf ebeliği... Gelelim konuya; Bir video ve düşündürdükler...