Pazar, Aralık 14, 2008

Aha! Selimiye solda...

Selamlar,

18.45-Beşiktaş-Kadıköy vapurunda karalama isteği geldi, karaladım... Vapura hızlıca yürürken bir amca ''üzülme fazla, senin üzüldüğün kadar o da üzülüyor...'' dedi gibi geldi yada öyle dediğini duymak istedim... Bu gaip olayı düşünürken sonra da not alayım dedim... Bu zamanlardaki reflekslerimi kontrol eden düşünce altta mevcut sanırım... Buyurun;

''
Farklı olsun istiyorsun... Eskilere benzemesin istiyor, benzemesinden korkuyorsun, fazla yazdırmasın istiyorsun. Biraz kızgın, biraz özlemle okuduğun yazıları taklit ettiğinden endise duyuyorsun... vs. vs. vs. ...

Boşver, şu anda bunları yazmak istediğin için yazıyorsun. Kaleme döküp rahatlıyor, kendince inanılır kılıyor, dayanak kuruyorsun hayallerine...

Vapur'da, Barış Manço'da, bir yanında ''abi atı alan Üsküdar'ı geçmiş...'' diyenler, diğer yanda pencere'de Üsküdar'ı tartışanlar ve sağ önde deli gibi güleni izlemek-dinlemek bile aklından çıkaramıyor...

O zaman durma düşün, keyfini çıkar bu düşün...
''

Tunç

Pazartesi, Aralık 08, 2008

''Nereden çıktı şimdi bu ... ''

Selamlar,

Daha sonra tekrar okumak istediğimde kolay ulaşmak istediğim bir mesajlaşmayı buraya ekliyorum. Yazılanlar biraz alkol kullanımı sonrası kendini ölçme denemelerim. Bir zamanlar Maroon'da da bunun gibi hislere girmiştim sanki...

Neyse bu günlük çok fazla özele girmeye başladı yine ama olsun, bu kadarından birşey olmaz, hem siz yabancı değilsiniz. :)

Tunç (00:11):
ne yapıyon le?
Tunç (00:11):
olum biz çok içki içmiş miydik la?
Tunç (00:11):
normalde bu seviyede böyle olmam ama off buff tripkerdeyim...
Tunç (00:12):
acep çok boşlukta mı kaldım? depresyonda mıyım? :P
Badi (00:12):
:d
Badi (00:12):
baya ictik hacı :d
Badi (00:12):
bi buyuk vodkayi devirdik yani
Tunç (00:12):
abi kolumda bacagımda birşey yok... kafamda ayık
Tunç (00:12):
ama gögsüm böyle dolu dolu...
Tunç (00:13):
ha bire derin nefes alıp hooooh diye geri bırakıyorum...
Badi (00:13):
of iste tam rakılık moddasin
Badi (00:13):
simdi sahile yakin olcan
Badi (00:13):
icmeye davm edip sonra denize dogru baarcan
Badi (00:13):
:D
Badi (00:13):
kufredecen flan bole :d
Tunç (00:13):
yakınım la hep topu kaç metre sanki :)
Tunç (00:13):
seviyorum ulleeeeeyyyyN! diye mi? :D
Badi (00:16):
:D
Badi (00:16):
olm cok zevkli oluyor
Badi (00:16):
aslinda bir ara sahil kenari bir yere kamp atalim
Badi (00:16):
gece icelim :D
Badi (00:16):
mesela kerpe olabilir :d
Badi (00:16):
yada baska bir yer farkmaz
Tunç (00:17):
hemen bir plan porogram yapalım...
Badi (00:18):
bence de :D
Badi (00:18):
ama rakı icelim bu kez :d
Tunç (00:19):
:)

Devam eder gider...

Tunç

Cumartesi, Aralık 06, 2008

Bu ne be yaa!

Bu aralar yine yaşıyorum.... Valla billa... :-S

Garip şekilde zamanımı dolu-dolu dolduruyorum; hiç çalışmadığım kadar ders çalışmaya çalışıyorum, hiç aramadığım kadar araştırma yapıyorum, hiç istemediğim gibi spor yapıyorum... Hatta bazen de alkole sarıyorum... Hatta ve hatta... :P Bunların hespi uyku öncesi tavana, sağa-sola baktığım zamanı azaltmak için... Başka türlü de bu halleri çözmek mümkün tabii ki ama ben yine önce zor olanı denemeyi seçiyorum... Sanırım şu satırları yazarken başaramayacağımı yavaş yavaş kabulleniyorum durumumu... Biraz olsun içimi döküp bugünlük uyumamı kolaylaştırma amacındayım.

Bir süredir derslerimden en ürktüğüme koşturarak gittim... Bu hafta Ali'nin seminerini izleyebilmek için boş günümde okula gittim, üstüne ondan önceki bekleme süresi daha dolu geçsin diye bisiklete bindim... Hatta bu hafta rüzgara, havanın belirsizliğine, yetersiz antrenman seviyeme ve zamanımın azlığına rağmen +200km kadar bisiklete bindim... vs... Bunların hepsini zamanlamayı tutturamasamda tamamladım. Kendime çeşitli işlerde geç kalmamaya çalışarak, hedeflere ulaşmaya çalışarak vs stres yaratma gayretindeydim.

Zamanlama konusunda genelde olduğu gibi başarısız oldum, ama ürettiğim stres nedeniyle biraz kafamı boşalttım. Şimdi de bu posta ile içimi döktüm; az-çok durumumu hafiflettim, şimdi de kendimi uykuya havale etmeyi hedefliyorum... Bana başarılar dile :)...

Tunç

Cumartesi, Kasım 15, 2008

Soru-Cevap

Selamlar,

Altta yazanlar bir önceki gönderi ile alakalı... Şüpheleri olan bir arkadaşımın soruları ile diğer arkadaşların fikirlerine yönlendirme yapayım dedim.

Sevgilerimle $-) :D


Buddy (15:07):
Titancılar gibi gitmeyelim güme

Tunç (15:09):
yok biz saf üyeyiz

Buddy (15:09):
:S o ne yahu?

Tunç (15:10):
Adam sana geliyor diyor ki; adamın biri bana ürünü tanıt diye para verdi... Bende tanıtıyorum... Sen kendi ayağınla geldin beni masraftan kurtardın... Bunu seninle paylaşıyorum o yüzden...
Tunç (15:11):
Hatta arkadaşların da geldi e o zaman ne duruyoruz? Bunun için de prim verelim sana diyor :)

Buddy (15:11):
:)
Buddy (15:12):
Peki, bunu şimdi buradan değil de yılbaşına doğru İstanbul'a bir uğrayacağım yani 1 ay kadar sonra o zaman yüzyüze konuşsak olmaz mı_

Tunç (15:13):
Yılbaşına kadar 20 milyonluk reklam okurum... Eğer sen de şimdi üye olursan sende 20 kazanır bana da bi 10 kazandırmış olursun...
Tunç (15:13):
Aynı reklamcıdan 20 mi alalım 50 mi alalım? :D
Tunç (15:13):
Hesap bu :)

Buddy (15:14):
Peki ben adam bulmak zorunda kalacak mıyım?
Buddy (15:14):
Yani adam bulma işini becerebileceğimi hiç sanmıyorum

Tunç (15:20):
abi benim adamım sensin, ben, o, şu belki bir de şu.[İsimler şifrelendi]
Tunç (15:21):
Sen, ben 5*10 kişi kendi grubumuzla kazanacağız... Ondan sonra da birgün ödeme aldığımızda oturup beraber patetes bira- iskender kola yapacağız... Bilemedin maket uçak alacak, bir arkadaşımıza darbuka alacağız.
Tunç (15:21):
Fazla ciddiye almadan :) maksat muhabbet-geyik
Tunç (15:21):
Bak bi google reklamları bahanesiyle biz turgutla 3*4 senedir deli gibi blog yazdık...
Tunç (15:22):
Şimdi okuyorum çok eglencelisi çok keyifsizi bir sürü hatıram var içeride... Hatta senin ile yaptığımız bir msn görüşmesi ve düşündürdükleri bile var...

Böyleyken böyle...
Tunç

Gel Vatandaş Geel! Masrafsız E-KUMBARA!

Hey ortak! :P Ne dersin seninle bir işte ortak olalım mı?

Bugün Fikri Mühim aracılığıyla tanıştığım Carte d'Or'dan bir dondurma takımı geldi. Dondurma yemek için 2 kup 1 kaşık evin vitrinine yerleşti... Beklenmedik bu sürpriz benim acayip hoşuma gitti. Daha sonra'da SüperTeklif sitesinden Lookinad isimli yeni uluslararası projelerinin beta kullanıcısı olmam konusunda teklif aldım ve uyguladım. Uzun zamandır[2-4 sene] Google Reklam'larından bir kuruş bile göremez iken bu sitelerden böyle kıyaklar görünce daha bir ısındım bu internetten gelir işine... Şimdi altta sözün özüne, ortaklık meselesine geleceğim... Buyrun;

Birkaç nitelik sayacağım, eğer bahsi geçenlere uyuyorsanız gelin sizlerle birlikte birşey yapalım;
  • İngilizce bilmek,
  • E-posta hesabı olmak,
  • Reklamların hedefi olmak*,
  • Banka hesabı veya PayPal hesabı sahibi omak,
  • Günde max 5dk. E-Posta okuyacak zamanınızdan vaz geçebilmek,
*[birşey tüketmek, herhangi bir ticari müşteri olmak, en azından bakkaldan peynir alıyor olmak]

Bahsettiğim SuperTeklif ve Lookinad siteleri. bu sitelerde birer hesabım var. E-Postalarıma düzenli gelen reklamlarla, haftada 3-5 tane posta okuma işi karşılığında bir elektronik kumbaranız oluyor. Bu kumbaraları SuperTeklif'te 100YTL, Lookinad'da 25$'a ulaştıkça bozdurup harcayabiliyorsunuz. İster kendinize birşeyler alırsınız isterseniz de arkadaşlarınıza hediye...

Bazı zamanlarda hiç ilginizi çekmeyecek postalar gelebildiği gibi, bazen de çeşitli işe yarar kampanyalardan haberiniz oluyor. Turkcell tarifemi, elektronik eşya aradığım siteleri, bazı indirim kampanyalarını bu site reklamları aracılığıyla buldum.

İşleyiş bakımından E-Posta adresinize gelen postalardan doğrudan reklam gelirine oranla pay alıyorsunuz. Eğer arkadaşlarınız da okuyor ise o postayı onların kazandığı puanlardan da ikramiyeniz oluyor... Bir nevi titan saadet zincirindeki gibi... Ortaklık'ta burada başlıyor, birlikte daha fazla kazanıyoruz... Bu sebeple tanıdık-tanımadık herkesi bekliyorum.

Ben şimdiden en çocuksu hevesim ile masraflı hobiler diyerek ertelediğim şeylerle ilgili hayal kurmaya başladım. İlgilenirseniz üstteki bannerlardan veya yazı içerisindeki linklerden bekliyorum.

Tunç

Pazar, Kasım 09, 2008

ispor

Yine mi? Yine... Bugün aslında yazdım bir yazı, ama kesmedi... :P

İşin aslı öyle değil tabii ki, tamamen ayrı olması gerektiğine inandığım bir başlıkta bir not düşümüm olacak buraya... Bugün Derya ile park'a gittik. Park'ta Derya hanım insanların parkurlarda yürümesini görüp şaşırdı. Bir süre onlar gibi yaptıktan sonra ablamın da tavsiyesi ve cesaretlendirmesi ile koşmaya başladı...

Yürümeye şaşırmasının nedeni çok ilginç aslında... Bu koşma olayı; ilk görüşte insanın aklına çocuk işte, enerjisi çok fazla harcamak istiyor, sağa sola koşuyor oyun oynuyor gibi birşey gelebilir. [Tabii içinde yaşadığımız toplumdaki; koşmaa, terlersin, hasta olursun gibi saçma-salak nasihatler ayrı bir konu...] Ancak işin aslı ablamın yaptığı bir açıklamayla ortaya çıkıyor. ''Bizim orada parklardaki parkurlarda insanlar hep koşuyor, burada insanları yürürken görünce şaşırdı.

Bu sportif bir nesil için ne gerekli olduğu konusunda güzel bir fikir veriyor... Değil mi?
Tunç

Cumartesi, Kasım 08, 2008

Kısa kısa...

Hey!

Sana sesleniyorum, hani sen okuyorsun ya bu yazıları... benim gibi bir sürü daha yazan insan var burada... Ben de bugün bu insanlar neler yazmış diye gezdim dolaştım, okudum. Bazılarını çok beğendim, bazılarından çok ürktüm... Sen de oku arada... güzel oluyor...

Ondan önce yiğenim ve ablam ile kukla tiyatrosu izlemeye gittik. İstanbul oyuncak müzesinde bir kukla oyunu izledik küçük Derya ile... Oyun 45 dk'lık sürenin ilk 30 dk'lık kısmında yer alırken son 15 dk'lık kısımda televizyon kültürüyle yetişen çocukların beğenisini kazanmak uğruna saçma hale getirilmişti. Önce müzik çalıp hoplama zıplama yaptırtılan ufaklıklar daha sonra da popüler kültürün markaları olan Kenan Doğulu, Tarkan, Serdar Ortaç gibi kuklalar ile eğlendirilmeye çalışılmıştı. İlk 30'dk akıllardan çıkmıştı, yazık olmuştu verilen nasihatlere... Yazık tı!

Son olarak mıknatıs ile ilgili bir site gördüm. Sitede birçok temel deney aleti, birçok büyük oyuncağın çalışma ilkelerini gösteren modelleri gördüm. Güneş pili, motor, röle ve dinamo modellerinin bulunduğu site benim için tamamıyla bir hazine mertebesinde... Sizlere de bu site hakkında bilgi sahibi olmanızı tavsiye eder bana oradan hediye seçmenizi emrederim... :P Link ise burada!

Bu günlük bu kadar, korkarak, eğlenerek ve yorularak geçen bir günün ardından; Bay bay treen, bay bayyyy! diyorum...

Tunç
Dayı

Yayın Başlığı: Herkese Duyurun :P

Başlık yazıyla çok alakalı değil, Blogger'ın Başlık açıklama yazısıyla biraz laf ebeliği... Gelelim konuya; Bir video ve düşündürdükler...